<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Malatya Haber - Son Dakika Malatya Haberleri</title>
    <link>https://www.ajansmalatya.com</link>
    <description>Malatya'nın en güncel haberleri, gündem, ekonomi, sağlık ve spor içerikleri. Ajans Malatya ile son dakika gelişmelerinden haberdar olun.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ajansmalatya.com/rss/analiz" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Apr 2026 21:39:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/rss/analiz"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeyh Rağıb Harb şehadet yıldönümünde unutulmadı]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/seyh-ragib-harb-sehadet-yildonumunde-unutulmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/seyh-ragib-harb-sehadet-yildonumunde-unutulmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslami hareketin diğer önderleri gibi genç yaşta Filistinli mücahidlerin saflarında siyonist işgal rejimine karşı mücadeleye girişen Şeyh Rağıb Harb, 16 Şubat 1984'te şehit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tarih boyunca nice yiğit dava önderi ve âlim, i'la-yı kelimetullah uğruna canını feda etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> "Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah'ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler." ayetine mazhar olan şehidlerden biri de Şeyh Rağıb Harb'tır.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şeyh Rağıb Harb, mücahid bir ailenin çocuğu olarak Güney Lübnan'da dünyaya geldi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Babası onun âlim olmasını istediyse de küçük yaşta Filistinli fedailere katıldı. Kısa bir süre sonra Beyrut'ta Seyyid Hüseyin Fadlullah'ın medresesinde derslere başladı. Daha sonra Necef'e ilim tahsili için gitti, Muhammed Bakır Sadr'ın medresesinde dört yıl okudu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1970'lerde Baas rejimi tarafından Irak'tan çıkarıldı. Lübnan'da dersler vermeye başladı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yorulmak bilmeyen ve sürekli mücadele eden Şeyh Rağıb Harb, Beyrut'a yerleştikten sonra çevresinde bir araya gelen gençleri örgütledi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lübnan Hizbullahı'nın kurucuları arasında yer aldı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şeyh Ragıb Harb 1983'te yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle siyonistlerce alıkonuldu ve bir süre sonra serbest bırakıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Terör rejimine karşı girişilen silahlı eylemleri planlayan Şeyh Ragıb Harb, bazılarında da aktif görev aldı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">16 Şubat 1984 yılında siyonist uçakları tarafından uğradığı suikast sonucu şehit oldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2 erkek 5 kız çocuğu vardı. En son çocuğu babasının şehadetinden 4 ay sonra doğdu ve "Ragıp" ismini aldı. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></p>
</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>, , Analiz</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/seyh-ragib-harb-sehadet-yildonumunde-unutulmadi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Feb 2025 08:36:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/02/seyh-ragib-harb-sehadet-yildonumunde-unutulmadi.jpg" type="image/jpeg" length="12738"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Batı taklitçilerinin idama götürdüğü şehid: İskilipli Atıf Hoca]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/bati-taklitcilerinin-idama-goturdugu-sehid-iskilipli-atif-hoca</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/bati-taklitcilerinin-idama-goturdugu-sehid-iskilipli-atif-hoca" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyetin kurulduğu ilk dönemlerde şapka inkılabı bahane edilerek idam edilen İskilipli Atıf Hoca, şehadetinin yıl dönümünde Müslümanlar tarafından hayır ve özlemle yad ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İslam Âlimi İskilipli Atıf Hoca, 4 Şubat 1926'da İstiklal Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırıldı. "Frenk Mukallitliği (taklitçiliği) ve Şapka" ismiyle yazmış olduğu eseri sebebiyle mazlumane bir şekilde katledilen İskilipli Muhammed Atıf Hoca, 1876 tarihinde Çorum'un İskilip ilçesine bağlı Toyhane köyünde doğdu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>İlim tahsili</strong></span></span></p>

<p><span><span>Akkoyonlu aşiretinden İmamoğulları ailesine mensup Mehmed Ali Ağa'nın oğlu olan Atıf Hoca, doğduğu köyün hocasından aldığı derslerle ilim tahsiline başladı ve bir yıl içerisinde hafızlığını ikmal etti. İki sene İskilip'te ders gördükten sonra 1893'te İstanbul'a giderek medrese eğitimine burada devam etti.</span></span></p>

<p><span><span>Medresede daha çok "İskilipli Mehmed" olarak anılan Atıf Hoca; 1902'de medrese eğitimini iyi derece ile bitirdi. Aynı yıl açılan imtihanı kazanarak müderris oldu. Ardından da Fatih Camii'nde ders vermeye başladı. Bu arada İstanbul Dar-ül Fünun'a girdi ve 1905'te buradan mezun olarak Kabataş Lisesi Arapça muallimliğine atandı. 1910'da medreselerin genel müfettişliğine getirildi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Yaşadığı dönemin en etkili âlimlerindendi</strong></span></span></p>

<p><span><span>Âtıf Hoca, bu süreçte medreselerin ve müderrislerin eksikliklerini gidermek için raporlar hazırladı. Raporların hazırlanmasından rahatsız olanlar Âtıf Hoca hakkında şikâyette bulundular. İskilipli Âtıf Hoca, Şeyhulislam Mehmet Cemalettin Efendi tarafından önce Bodrum'a daha sonra Kırım'a sürgün edildi. Sürgün cezası bittikten sonra tekrar İstanbul'a dönen Âtıf Hoca, Beyanül'l Hak ve Sebilürreşad dergilerinde çeşitli makaleler kaleme aldı. İttihatçıların hedefinde olan Âtıf Hoca, 31 Mart olayından bir hafta önce yazdığı bir yazı nedeniyle tutuklandı. Fakat mahkeme kendisini suçsuz buldu ve serbest bıraktı.</span></span></p>

<p><span><span>Âtıf Hoca, yaşadığı dönemin en etkili âlim ve kanaat önderlerinden biriydi. Bütün zorluklara rağmen insanlara İslam'ı doğru bir şekilde öğretmek için çabalıyordu. Âtıf Hoca, Müslümanların Batı'ya tıpa tıp benzemesinin yanlışlığını vurgulayan vaazlar veriyordu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Batı taklitçiliğine dikkat çekti</strong></span></span></p>

<p><span><span>"Tesettür-ü Şer'i" (dini örtünme), "Din-i İslam'da Men-i Müskirat" (İslam'da içki yasağı) ve "Frenk Mukallitliği -batı taklitçiliği- ve Şapka" isimli eserleriyle bazı çevrelerin düşmanlığını kazandı.</span></span></p>

<p><span><span>Batı özentisini eleştiren ve onun zararlarını anlatan "Frenk Mukallitliği ve Şapka" 32 sayfalık bir kitaptı. Bu kitap, 1 Kasım 1925'te yürürlüğe giren Şapka Kanunu'ndan bir buçuk yıl önce yayımlanmıştı. Âtıf Hoca, kitabında Avrupa'nın ilim ve fennini almanın mahsuru olmadığını, fakat Türkiye'de yapılanın daha çok bilinçsiz bir Batı taklitçiliği olduğunu, kılık kıyafette Avrupalılara benzemenin aslında ruhtaki bir bozuluşa alâmet veya onun bedene aksetmesine sebebiyet vereceğine dikkat çekiyordu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Anadolu'da çıkan kıyamlardan Atıf Hoca sorumlu tutuldu</strong></span></span></p>

<p><span><span>Batı usulü giysiler giymenin görünüm dolayısıyla İslâmî kültüre zıt olduğunu, Hazreti Muhammed'in "Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır." hadisini kaynak göstererek izah etmeye çalışan Atıf Hoca şu hükmü vermişti: "Bir Müslüman, şiar ve alâmet-i küfür addolunan bir şeyi zaruretsiz giymek ve takınmak sûretiyle gayr-i müslimleri taklit etmesi ve kendini onlara benzetmesi şer'an memnû ve yasaktır."</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>Dönemin uygulamaları gereği kitaplar yayımlanmadan önce Maarif Vekâleti'nden izin alınmasını gerekli kılmaktaydı. Kitabı Maarif Vekâleti'ne gönderen Âtıf Hoca, izin ve hatta takdir aldı. Kitap toplam 5 bin nüsha olarak basılmış, hepsi de bir yıl içinde satılmıştı. </span></span></p>

<p><span><span>1924 yılında neşrettiği Frenk mukallitliği ve Şapka kitabı, 28 Kasım 1925 yılında çıkarılan şapka kanununa binaen toplatıldı. Şapka İnkılâbına karşı Anadolu'da çıkan kıyamlar, bu kitaba bağlanarak Atıf Hoca tutuklandı. </span></span></p>

<p><span><span><strong>Yargılanması Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yapıldı</strong></span></span></p>

<p><span><span>Yargılanması Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yapıldı. Üç Ali'ler olarak bilinen mahkeme heyeti de dâhil herkes, onun masum olduğunu biliyordu. Hâkim Kılıç Ali'nin karardan kısa bir zaman önce verdiği bir mülakatta Atıf Hoca'nın masum olduğunu söylemesine rağmen Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi ile birlikte&nbsp;Atıf Hoca'ya idam cezası verildi. </span></span></p>

<p><span><span>İstiklal mahkemelerinde görev yapan hâkimler asker kökenli milletvekilleriydi. Bu hâkimlerin hukuk alt yapıları olmadığı gibi verdiği kararlar da hukuki olmaktan çok keyfi kararlardı.</span></span></p>

<p><span><span>Atıf Hoca, 4 Şubat 1926'da idam edildi. Son sözünde, "Katil ve zalimlerle mahşerde hesaplaşacağız" dedi. Atıf Hoca'yı astıktan sonra şapka giydirdiler. Mezarı ancak 2008 yılında bulunabildi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Şapka inkılabına karşı çıkanlar şehid edildi</strong></span></span></p>

<p><span><span>1 Kasım 1925'te kabul edilen Şapka kanunu Anadolu'da yer yer protestolara sebep olunca, hükümet; Konya, Maraş, Giresun, Rize, Erzurum, Kayseri gibi şehirlerde binlerce Müslümanı idam etti.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Mezarı yıllarca saklandı</strong></span></span></p>

<p><span><span>Asıldıktan sonra ailesinden gizli defnedilen Atıf Hoca'nın kabri 82 yıl sonra bulunarak İskilip İlçesi Gülbaba mezarlığına defnedildi. Atıf Hoca'ya iade-i itibar amacıyla harekete geçen İskilip Belediyesi, kabrinin çevresinde düzenlemeler yaparken, Sağlık Bakanlığı tarafından Çorum'daki İskilip Devlet Hastanesi'nin adı, "Atıf Hoca İskilip Devlet Hastanesi" olarak değiştirildi. </span></span></p>

<p><span><span><strong>Tarihçi Mustafa Armağan: Şapka Kanunu'nun hala kaldırılamaması utanç verici</strong></span></span></p>

<p><span><span>1925 yılında kabul edilen Şapka Kanunu münasebetiyle daha önce İLKHA muhabirine konuşan tarihçi Mustafa Armağan, Kanun'un savunulacak tarafının olmadığını, başta İskilipli Atıf Hoca olmak üzere idam edilenlerden özür dilenmesi gerektiğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Şapka Kanunu'yla, Osmanlı döneminden kalan fes, sarık ve&nbsp;bere gibi başa giyilen geleneksel giysilerin tamamının yasaklandığını, şapka giymeyenlerin cezalandırıldığını belirten Armağan, "Toplumun, giyim kuşamının Batı'ya uydurulması, batılı bir giysiye kavuşturulması noktasında zecri bir kanun çıkarıldı fakat böyle bir kanun normalde hiçbir ülkede olamaz, Batı'da da olamaz. Nitekim Avrupa Birliği görüşmeleri sırasında bizim kanunlarımız gözden geçirilirken şapka devrimi diye bir şey ile karşılaştılar. 'Bu kanunu çıkarma ihtiyacını niye duymuşsunuz? Yani neticede şapka bir moda meselesidir, giyen olur giymeyen olur.' dediler ve böylece o zaman müzakereler&nbsp;bir tartışma konusu oldu. Bir kanun çıktı, bu kanuna uymayan, bu kanuna karşı çıkanlar, o zamanlar biz şapkayı takmayacağız diyenlerin söyledikleri ve yaptıkları kanuna karşı bir eylem kapsamında değerlendirildi ve cezalandırıldılar. Ben o günlerin gazetelerini takip ettim. Gazetelerde; Kayseri, Erzurum, Rize, Konya'da 'Giymeyeceğiz, giymek istemiyoruz.' şeklinde birtakım tepkiler, ardından hemen derdest edilerek yakalanmalar&nbsp;ve bunların birkaç gün sonra idam edildiklerine dair haberler var. Ben saydım, 'Giymek istemiyorum' dediği için idam edilen 52 kişi var." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Kılık kıyafetin topluma dayatılmasının bugünkü mantıkla açıklaması yoktur"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Şapka takmadığı için idam cezasının verilmesinin savunulacak bir tarafının olmadığını ifade eden Armağan, "İskilipli Atıf Hoca'nın, tesettür ve şapka üzerine yazdığı kitaptan dolayı, 1,5 yıl önce yazmasına rağmen, idamla cezalandırılmasının savunulacak bir tarafı yoktur. Bunu savunamayacakları için, savunamadıkları için; 'İskilipli Atıf Hoca, milli mücadele döneminde ihanet etmişti ondan asıldı. Şapkadan asılmadı.' diyorlar. Bir de böyle kuyruklu bir yalan atıyorlar, bal gibi iddianamede de kararda da var, onların hepsi yayımlandı. Bu kitap, doğrudan doğruya şapka ve şapka giyilmemesi yönünde halkta bir tepki oluşturmaya hizmet ettiği için kanundan 1,5 yıl önce yayımlanmasına, yayınlanması da Milli Eğitimin müsaadesiyle olmasına rağmen; 'Şapka inkılabına aykırı davranmaktan ve halkın şapka giymesine tepki vermesini teşvikten' idam edildi. Bu, Cumhuriyet'in karanlık bir sayfasıydı ve gerçekten de savunulacak bir tarafı yoktur. Bir kılık kıyafetin, zecri olarak bir topluma dayatılması hadisesinin bugünkü mantıkla açıklaması yoktur." diye konuştu. &nbsp;</span></span></p>

<p><span><span>Şapka Kanunu sonrası yapılan zulümleri savunanların, 2'nci Mahmut'un fesi getirdiğini savunarak temize çıkmaya çalıştıklarını ama bu iddianın asılsız olduğunu aktaran Armağan, "2'nci Mahmut, fesi getirdi askerlere giydirdi, sonra memurlara giydirdi. Memur olabilir... Niye olabilir? Çünkü orada sözleşmeli olarak görev yapıyorsun; memuriyetin bir kıyafeti olabilir. Kravatı takmak, memurun redingot giymesi vesaire olabilir. Ama sokaktaki insana dayatmadılar. Osmanlı'da fes giymeyen idam edilir, fes giymeyen cezalandırılır diye bir şey yoktur. Halk da memurlar gibi güzel kırmızı fes giyilmesine özendi. Zamanla halk da bunu benimsedi. Ama bir sürü fes giymeyen de vardı. Sarık, takke ve çeşitli şekilde farklı serpuşlar giyenler vardı. Bunlara Osmanlı zamanında bir şey yapılmadı. Buradaki olayı savunamadıkları için Osmanlı ile temize çıkarmaya çalışıyorlar. 'Onlar fesi getirmemiş miydi?' diyorlar. Fes bir moda olarak geldi yayıldı onun bununla ne alakası var? Sen kanun çıkarmışsın, bugün hala bizim mevzuatımızda yer alan bir kanun, kayıplara karışmış bir şey de değildir." şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Kadük olmuş bir kanun ama kimse de dokunmaya cesaret edemiyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Şapka Kanunu'nun hâlen anayasada olmasını bir utanç olarak değerlendiren Armağan, sözlerine şu şekilde devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Toplumda köylüler ya da bazı marjinal şapka giyenler hariç başında şapka giyen bulamazsınız. Dolayısıyla uygulama sahası kalmamış, dönem değişmiş, devir değişmiş başka bir döneme girilmiş bu zamanda böyle bir kanunun hala duruyor olması hukuki mevzuat açısından doğru değildir. Avrupa Birliği görüşmeleri sırasında müeyyidelerini kaldırdılar diye biliyorum. Yani hapis cezası veya para cezası müeyyidesi kalktı ama kanunun kendisine dokunamadılar. Kadük olmuş bir kanun ama kimse de devrim kanunlarından olduğu için dokunmaya cesaret edemiyor. Oradan bir şey çıkmaz ama biz geçmişi sorgularken geçmişte yapılmış olan bu haksızlıklar, birtakım zulümler, İskilipli Atıf Hoca ve Ali Rıza Hoca örneklerinde olduğu gibi insanları;&nbsp;kanun çıkmadan önce yazdığı kitabın teşvik ettiği gerekçesiyle&nbsp;idam edilmesi gibi bir takım gayrî&nbsp;kanuni, gayrî&nbsp;hukuki uygulamaların da bilinmesi lazım."</span></span></p>

<p><span><span><strong>"İskilipli Atıf Hoca ve şapka yüzünden idam edilenlerden de elbette özür dilenmesi gerekir"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Şapka Kanunu'nun tarih kitaplarında doğru bir şekilde anlatılması gerektiğini ifade eden Armağan, "Bugün kimse şapka giymiyor. O zaman bir uygulama yapıldı ve bunun sonucunda da giymeyen 52 kişi idam edildi. Şapka giymek bu kadar iyi bir şey idiyse niçin kimse giymiyor?&nbsp;Eğer ebedi bir kural getirmediysen, dönemsel bir kural getirdiysen bunu niye kanuna bağlıyorsun? Kaldı ki İngilizler bile şapkayı, sonradan giymeye başladılar. İngilizler giymeye başlayınca aralarında çatışma çıktı, giymeyiz diyenlerle giyeriz diyenler arasında kavgalar çıktı. Bu bir modadır, bir dönem geldi onlar bunu yaşadı. Dolayısıyla böyle kutsallaştırmak gibi bir eğilimi kitaplarda yahut birtakım kişilerde görüyorum, bunun doğru anlaşılması adına kritiğinin de yapılarak artık tarihe emanet edilmesi lazım ama İskilipli Atıf Hoca ve onun gibi şapka yüzünden idam edilenlerden de elbette özür dilenmesi gerekir." ifadelerini kullandı. <strong>(İLKHA)&nbsp;</strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/bati-taklitcilerinin-idama-goturdugu-sehid-iskilipli-atif-hoca</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Feb 2025 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/02/bati-taklitcilerinin-idama-goturdugu-sehid-iskilipli-atif-hoca.jpg" type="image/jpeg" length="69104"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zor devrin adamı: Muhammed Deyf]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/zor-devrin-adami-muhammed-deyf</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/zor-devrin-adami-muhammed-deyf" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[O zor devrin adamıydı… Siyonist rejimin 30 yılı aşkındır peşinde olan komutan… İşgal rejimine karşı karadan, denizden ve havadan operasyon düzenleyip düşmanı rezil ve zelil eden yaşayan Şehid… Düşmanını çok iyi tanıyan, Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri… Namı diğer Muhammed Deyf…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri gibi 12 direniş grubunun oluşturduğu Ortak Operasyon Odası'nın genel komutanlığını yapan Deyf, konuştuğu ile değil daha çok yaptıkları ile adından söz ettiriyordu.</p>

<p>Üstün askeri yeteneği ve stratejik hamleleri ile Gazze’yi siyonist işgal rejimine mezar eden İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed Deyf, Filistin direniş tarihinin en önemli şahsiyetleri arasında yer alıyordu.</p>

<p>Filistinli direniş gruplarının 7 Ekim’de işgal rejimine yönelik başlattığı Aksa Tufanı operasyonu, sadece siyonist rejimle ilgili algıları yıkmadı. Kartondan kaplan rejimin ve destekçilerinin yıllar yılı Müslümanlara aşıladığı ümitsizlik prangalarını da kırdı.</p>

<p>İslam düşmanı şer cephenin yoğun silah ve istihbarat desteği verdiği, dünyanın dört bir yanından paralı teröristlerin yardımına koştuğu işgal rejimi, Gazze’nin tünellerinde boğuldu.</p>

<p>Mukaddes belde Kudüs’ün özgürlüğü ve Filistin’in kurtuluşu için savaşan ordunun Genel Kurmay Başkanı Deyf, 2021 yılındaki Kudüs’ün Kılıcı operasyonuyla Filistin direniş tarihinde yeni bir paradigmaya kapı araladı. Buna göre, direniş sadece savunmada kalmayacak, gerekirse işgal bölgelerine girecek ve Filistin topraklarını işgalden kurtaracak.&nbsp;&nbsp;Aksa Tufanı operasyonuyla işgal edilmiş Filistin topraklarına giren direniş güçleri, bazı bölgeleri işgal rejiminden geçici olarak aldı ve burada bazı siyonistleri esir alarak Gazze’ye götürdü. Aksa Tufanı operasyonu, sonraki dönemde, siyonist rejimi Filistin topraklarından söküp atacak büyük savaşın prototipini oluşturdu.</p>

<p>Misafir Muhammed</p>

<p>Gerçek adı Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri’dir. Ebu Halid künyesini kullanır ancak Filistinliler arasında Muhammed Deyf (misafir) olarak tanınır.</p>

<p>Gazze’de tünel teknolojisinin gelişmediği 1990'lı yıllarda işgal rejimi istihbaratına takılmamak için sık sık ev değiştirirdi. Sürekli misafir olduğu için "Deyf" lakabıyla anılmaya başlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muhammed Deyf, 1965 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’a bağlı el Kubeybe köyünde dünyaya geldi. Babası Hacı Diyap el Mısri’nin gözetiminde İslami bir eğitimden geçen Deyf, HAMAS kurulmadan önce İhvan-ı Müslimin Hareketinin Filistin kolu ile tanıştı. 1987 yılındaki İntifada hareketleri içinde yer aldı. HAMAS’ın kuruluşundan itibaren bu hareket içerisinde faaliyetlerde bulunan Deyf, o tarihten günümüze Filistin direnişinin her aşamasında aktif rol oynadı.</p>

<p>İşgal altındaki Gazze’de 1989 yılında siyonist rejim tarafından esir alınan Deyf, 16 aylık esaretinin ardından serbest bırakıldı. 1991 yılında Şehid Salah Şehade öncülüğündeki HAMAS’ın askeri Kanadı İzzeddin el Kassam Tugayları'nın kuruluşunda yer aldı. HAMAS hareketinin askeri liderlerinden mühendis Yahya Ayyaş ile birlikte Kassam Tugayları'nın teşkilatlanması ve yapının askeri yeteneklerinin artırılması amacıyla önemli çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Yahya Ayyaş’ın siyonist rejim tarafından düzenlenen suikastla şehit edilmesinin ardından Deyf, işgalci rejimi yaptığına pişman eden onlarca eylemin organizasyonunu yaptı ve bu eylemler neticesinde 58 siyonist öldürüldü.</p>

<p>2000 yılında İkinci İntifada başlamadan hemen önce FKÖ tarafından Gazze’de tutuklanan Muhammed Deyf, İkinci İntifada başladıktan kısa bir süre sonra esir bulunduğu işgal zindanlarından gizli yollar ile çıkmayı başardı.</p>

<p>Yaşayan Şehid</p>

<p>2002 yılında İzzettin el-Kassam Tugayları'nın kurucusu Salah Şehade’nin siyonist rejim tarafından şehit edilmesinin ardından Muhammed Deyf, Kassam Tugayları'nın komutanlığı görevine getirildi.</p>

<p>Bütün faaliyetleri büyük gizlilik içinde olan Deyf’in hayatı HAMAS ve İzzeddin el Kassam Tugayları ile bütünleşmiştir. Kassam Tugayları ne ise Muhammed Deyf de odur.</p>

<p>Tüm yaşamını Filistin davasına adamış bu mütevazi ve kahraman mücahit de diğer direniş liderleri gibi defalarca kez suikasta uğradı. 2001, 2002, 2003 ve 2006 yıllarında kendisine karşı suikastlar düzenlendi. Helikopterler ve savaş uçakları ile düzenlenen saldırılarda işgal rejimi istediğini elde edemedi.</p>

<p>Dünyanın en çok konuştuğu insanlardan biri olan ve işgal rejimi ile ABD’nin arananlar listesinde ilk sırada yer alan Deyf’in bugüne kadar sadece 3 fotoğrafı bulunuyordu.</p>

<p>2011 yılında annesi Halime Hanım vefat edince taziyesine dahi katılmadı. Bazı Filistinlilere göre, taziyesine katıldı ancak kimse onun Muhammed Deyf olduğunu bilmiyordu. 2022 yılında babası Hacı Diyap el Mısri vefat edince HAMAS Siyasi Bürosu cenaze töreninde hazır bulunmuştu. Hacı Diyap’ın naaşı büyük bir kalabalık tarafından Han Yunus sokaklarında taşınmıştı. Bu kalabalığın içerisinde de Deyf yoktu.</p>

<p>Ağustos 2014’te siyonist rejim ile Filistin arasında Gazze’de meydana gelen savaşın sonlandırılması için ateşkes görüşmeleri devam ederken Muhammed Deyf’in ailesinin bulunduğu ev savaş uçakları tarafından bombalandı. Saldırıda Muhammed Deyf’in eşi Vidad Asfura, kızı Sare ve 7 aylık oğlu Ali şehid edildi.</p>

<p>Siyonist rejim Muhammed Deyf’i öldürmek için saldırıyı gerçekleştirdiklerini açıkladı. Saldırıdan sonra açıklamada bulunan siyonist rejim askeri istihbarat servisi başkanı Amos Yadlin, bombardımanda 2 çeyrek tonluk bomba kullandıklarını, bunlardan birinin patlamaması sonucu Deyf’in ölmediğini iddia etti. Bazı analistler ise Deyf’in saldırıya uğrayan evde olmadığını, işgal rejiminin onu ortaya çıkarmak için ailesini hedef aldığı yorumunu yaptı.</p>

<p>Suikasttan sonra açıklamada bulunan Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, "Ateşkes girişimi düşük yaptı ve bugün şehit edilen Ali ed-Deyf&nbsp;(İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı'nın oğlu)&nbsp;ile birlikte defnedildi." dedi.</p>

<p>Kızı Vidad Asfura’nın şehadetinden sonra düşüncelerini açıklayan Deyf'in kaynanası, "Ben kızımı o büyük komutana verirken elbette bütün bunların hesabını yapmıştım. Biz bu uğurda canımızı vermeyeceğiz de kim verecek? Benim kızım şehid olsun ama onun (Muhammed Ed-Deyf) saçının bir teline zarar gelmesin. Benim yüz kızım olsa ve hepsi aynı akıbete uğrasa, sırasıyla tek tek onunla evlendiririm. Bundan daha büyük bir şeref olamaz." ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p>Düşmanını çok iyi tanıyordu</p>

<p>İzzeddin El Kassam Tugayları'nın kurulduğu 1991 yılından beri işgal rejiminin hedefinde olan Deyf, düşmanını iyi tanıdığı için ona karşı hangi tedbirleri de alacağını çok iyi biliyordu. 30 yılı aşkın bir süredir işgal rejimini kahreden Deyf, 7 Ekim Aksa Tufanı operasyonuyla işgal rejimine tarihinin en büyük darbesini indirdi.</p>

<p>Muhammed Deyf, 2017 yılında HAMAS’ın Gazze sorumluluğuna getirilen ve siyonist işgal rejiminin güçlü ve zayıf yönlerini iyi analiz edebilen Yahya Sinvar ile tam bir uyum içinde çalışıyordu. Benzer özellikleri olan askeri ve siyasi iki karizmatik liderin omuz omuza mücadele etmesi Filistin halkının direnişe olan güvenini artırırken işgal rejimini ise tedirgin ediyordu.&nbsp;&nbsp;Ortadoğu uzmanı Filistinli Gazeteci Abdulbari Atvan’ın konuya ilişkin yaptığı değerlendirmesi şu şekilde:</p>

<p>"Geçtiğimiz yıllar boyunca Filistin milleti, güçlü, bilgili ve düşmanını iyi tanıyan ve düşmanın güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olan bir Filistin liderliğinin eksikliğinden kaynaklanan büyük bir boşluktan acı çekti. Ancak gelinen aşamada Sayın Yahya Sinvar ve İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın komutanı Muhammed Deyf, Filistinliler için bu liderliği oluşturmayı ve bu liderliği doldurmayı başardı. Bu iki kişinin öne çıkan özelliklerinden biri de siyonist düşmanı çok iyi tanımalarıdır."</p>

<p>Az konuşur çok iş yapardı</p>

<p>HAMAS hareketinin kurulduğu yıldan bu yana Filistin özgürlük mücadelesinin içerisinde yer alan Deyf’in basına yansıyan çok az açıklamaları oldu.</p>

<p>Aralarında Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri gibi 12 direniş grubunun oluşturduğu Ortak Operasyon Odası'nın genel komutanlığını yapan Deyf, konuştuğu ile değil daha çok yaptıkları ile adından söz ettiriyordu.</p>

<p>2014 yılında Filistin ile işgal rejimi arasında meydana gelen savaştan önce yayınlanan ses kaydında Deyf, "Bizim insanlarımız özgürlük ve onur içinde yaşamadıkça işgal güçleri kendini güvende hissedemeyecek." demişti. Bu savaşta Deyf’in dediği gibi siyonistler sığınaklara saklanmak zorunda kalmıştı.</p>

<p>HAMAS’ın 35'inci kuruluş yıldönümü münasebetiyle Gazze’de düzenlenen programa ses kaydıyla mesaj gönderen Deyf, Filistin halkının birliğinin önemine vurgu yapmış siyonist işgalcilere hitaben de şunları söylemişti:</p>

<p>"Ey bizim topraklarımızdaki zavallılar! Sizin atalarınız bile, azgınlıklarının zirvesine çıkmalarına ve kirli siyonizm ideolojisine tam bağlılıklarına rağmen yine de halkımızı yurdundan söküp atmayı ve onun kimliğini yok etmeyi başaramadılar. Siz bugün onlardan daha zayıf ve daha korkak durumda iken atalarınızın başaramadığını mı başaracaksınız? Sizin sonunuz bu toprakları terk etmek ve buradaki işgalinize son vermek olacaktır. Bu bizim kazancımız, bize Rabbimizin vaadidir ve gerçekleşmesi geç olmayacaktır."</p>

<p>7 Ekim 2023 tarihinde ses kaydı yayımlanan Filistin Direnişi Genel Komutanı Muhammed Deyf, Aksa Tufanı operasyonunun başladığını duyurdu. Deyf, "Düşman güçlerini hedef alan ilk saldırıda 5 bin füze ve roket atıldı." ifadesini kullandı.</p>

<p>İşgalcilerin Filistinli sivillere yönelik yüzlerce katliam gerçekleştirdiğini kaydeden Ed-Deyf, "Bugün El-Aksa'nın, ümmetimizin ve kahraman mücahitlerimizin öfkesi patladı. Bu sizin gününüz. Düşmana vaktinin sona erdiğini anlatın." dedi ve İslam Ümmetine seslenerek, Müslümanları sınır tanımadan Filistin'e doğru akın etmeye ve Mescid-i Aksa'yı işgalden kurtarma şerefine nail olmaya davet etti.</p>

<p>"Kılıcı kılıcın önüne koy, bizler Muhammed Deyf’in adamlarıyız." sloganı bugün Filistin’in tüm sokaklarında yankılanıyor. Filistin direniş marşlarına da güfte olan bu slogan, aynı zamanda zafere inanmış bir halkın, komutanlarına olan güvenini ve bağlılığını gösteriyor.</p>

<p>"Kılıcı kılıcın üstüne koy, biz Muhammed Deyf’in adamlarıyız"</p>

<p>Kılıca yönel, kılıcını kullan</p>

<p>Biz Muhammed Deyf'in adamlarıyız</p>

<p>Ölümden korkmaz halde yaratıldık</p>

<p>Aslımızda var kılıca bağlılık"</p>

<p>Kassam Tugayları sözcüsü Ebu Ubeyde, Muhammed Deyf ve 6 komutanın şehadetini duyurdu</p>

<p>Kassam Tugayları sözcüsü Ebu Ubeyde, yaptığı açıklamada İzzeddin el-Kassam Tugaylarının başında bulunan Muhammed Deyf'in ve beraberindeki 6 komutanın şehadetini duyurdu.</p>

<p>Ebu Ubeyde ayrıca yaptığı açıklamada, Deyf'ın yanı sıra Kassam Tugayları Askeri Konseyi üyelerinden Mervan İsa, Gazi Ebu Tamah, Raid Sabit, Rafi Selame, Ahmed el-Gandur ve Eymen Nevfel'in de şehit olduğunu açıkladı.</p>

<p>Ebu Ubeyde, Dayf'ın ne zaman ve nasıl şehit olduğuna dair detay vermedi.</p>

<p>Siyonist işgalciler, 13 Temmuz 2024 tarihinde Gazze Şeridi'nde yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı güvenli bölgeye gerçekleştirdiği saldırıda hedef aldığı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının lideri Muhammed ed-Deyf'ın şehadetini doğruladığını ileri sürmüştü.</p>

<p>Dönemin sözde Savunma Bakanı Yoav Gallant da yaptığı açıklamada, işgal ordusu ve iç istihbarat teşkilatının düzenlediği suikastta Deyf'ın ölümünün doğrulandığını iddia etmişti. (İLKHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Yaşam</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/zor-devrin-adami-muhammed-deyf</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jan 2025 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/01/zor-devrin-adami-muhammed-deyf.jpg" type="image/jpeg" length="68121"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
