<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Malatya Haber - Son Dakika Malatya Haberleri</title>
    <link>https://www.ajansmalatya.com</link>
    <description>Malatya'nın en güncel haberleri, gündem, ekonomi, sağlık ve spor içerikleri. Ajans Malatya ile son dakika gelişmelerinden haberdar olun.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ajansmalatya.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Apr 2026 16:51:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Aldatıcı sağlık beyanlarına 185 milyon lira ceza]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/aldatici-saglik-beyanlarina-185-milyon-lira-ceza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/aldatici-saglik-beyanlarina-185-milyon-lira-ceza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, “kansere çare”, “hızlı kilo verdirme” gibi yanıltıcı sağlık beyanlarıyla satış yapan binlerce internet sitesini kapattı, mevzuata aykırı tanıtım ve satışlara toplam 185 milyon lira ceza uyguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, tüketiciyi aldatıcı sağlık beyanlarıyla yapılan satış ve tanıtımlara yönelik denetimlerini bu yıl da yoğun şekilde sürdürdü. Bakanlığa bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) verilerine göre, internet, televizyon ve sosyal medya gibi mecralarda “hastalıklara iyi gelir”, “kansere çare” ve “hızlı kilo verdirme” gibi ifadelerle tüketiciyi yanıltan 3 bin 407 internet sitesi erişime engellendi.</p>

<p>Denetimler kapsamında internet ortamında ilaç satışı veya tanıtımı yaptığı belirlenen 1418 site kapatılırken, 1599 site hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Ayrıca aldatıcı nitelikleri nedeniyle 818 site hakkında Ticaret Bakanlığına bilgi verildi. Mevzuata aykırı tanıtım ve satış yapan kişi ve kuruluşlara toplam 185 milyon lira idari para cezası kesildi, 22 kişi ve kuruluş hakkında da savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan TİTCK, kozmetik ürünlerin güvenliğine yönelik denetimlerini de artırdı. Bu yıl 1079 kozmetik ürün denetlenirken, 764 ürünün uygunsuz, 35’inin riskli olduğu tespit edildi. Bu kapsamda firmalara toplam 12 milyon 309 bin 610 lira idari para cezası uygulandı. Ayrıca kolluk kuvvetleri ve yargı birimleri tarafından ele geçirilen 158 bin 566 sahte ve kaçak kozmetik ürünün imhası sağlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/aldatici-saglik-beyanlarina-185-milyon-lira-ceza</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/02/saglik-bakanligindan-olmus-vatandas-taburcu-edildi-iddiasina-aciklama.jpg" type="image/jpeg" length="68826"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani öfke patlamalarının gizli nedenleri]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/ani-ofke-patlamalarinin-gizli-nedenleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/ani-ofke-patlamalarinin-gizli-nedenleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde pek çok insanın daha çabuk öfkelendiği, en küçük sorunlarda bile büyük tepkiler verdiği gözlemleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Artan tahammülsüzlük hali, sadece stresli bir dönemin etkisi mi, yoksa daha derin, göz ardı edilen nedenler mi var?</p>

<p>Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız’a göre sinirlilik, yalnızca kişilik yapısıyla ilgili değil; beden, zihin ve sinir sisteminin birlikte verdiği doğal bir tepki. Günümüz yaşam koşulları, bireyin sinir sistemini sürekli tetikte tutuyor. Maddi endişeler, belirsizlikler, sosyal baskılar ve yoğun tempo, kişinin kendini sürekli tehdit altındaymış gibi hissetmesine yol açıyor. Bu durum da öfke tepkilerinin daha sık ve şiddetli şekilde ortaya çıkmasına neden oluyor.</p>

<p><strong>Zihinsel yorgunluk ve geçmişin yükü</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sinir sisteminin aşırı uyarılması yalnızca dış faktörlerden kaynaklanmıyor. Kalitesiz uyku, düzensiz beslenme ve hareketsizlik gibi etkenler de duyguların düzenlenmesini zorlaştırıyor. Ayrıca çocuklukta yaşanan ihmal, eleştirel aile tutumları ya da travmalar, sinir sisteminin hassasiyetini artırarak bireyin geçmişte yaşadıklarını bugünkü olaylara yansıtmasına neden olabiliyor. Kısacası, kişi bazen şimdiki ana değil, geçmişin kapanmamış hesaplarına tepki veriyor.</p>

<p><strong>Öfke bastırılmamalı, anlaşılmalı</strong></p>

<p>Toplumda yaygın olan "öfkeyi bastırmak gerekir" anlayışı ise sorunun çözümüne katkı sunmaktan uzak. Bastırılan öfke zamanla birikir ve kontrolsüz biçimde dışa vurulabilir. Bu nedenle öfkenin nedenlerini fark etmek, onu doğru yönetmenin ilk adımıdır. Öfke, vücudun bir şeylerin yolunda gitmediğine dair verdiği doğal bir işarettir.</p>

<p>Beslenme düzeninin iyileştirilmesi, kafein ve şeker tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve sağlıklı bir uyku rutini oluşturulması gibi basit önlemler, sinirlilik halini önemli ölçüde azaltabilir. Ancak duygusal kökenli öfke söz konusuysa, kişinin iç dünyasına yönelmesi ve gerektiğinde bir uzmandan destek alması önemlidir.</p>

<p>Psikolog Kaan Üçyıldız, özellikle nefes alışkanlıklarının bu süreçte önemli rol oynadığını belirtiyor: "Öfkelendiğimizde nefesimiz hızlanır ve yüzeysel hale gelir. Bu da beyne ‘tehlike var’ sinyali gönderir. Oysa bilinçli, derin nefes almak sinir sistemine güvenli bir durumda olduğumuz mesajını verir. Bu küçük ama etkili uygulama, öfke kontrolünde büyük fark yaratabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/ani-ofke-patlamalarinin-gizli-nedenleri</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/07/ani-ofke-patlamalarinin-gizli-nedenleri.jpg" type="image/jpeg" length="86036"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya'da Kalp Kapaklarına Mandallama: Bölgede Bir İlk]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/malatyada-kalp-kapaklarina-mandallama-bolgede-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/malatyada-kalp-kapaklarina-mandallama-bolgede-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya'da, cerrahiye uygun olmayan kalp kapaklarında yeni "Mandallama" tekniği bölgede ilk kez başarıyla uygulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı, bölgede ilk kez uygulanan "Mitral Klip" ve "Tri Klip" işlemiyle ileri derece kalp yetmezliği olan hastalara umut oluyor. Bu teknikle, ileri derece kalp yetmezliği olup mitral ve triküspid kapaklarında ciddi yetmezlik bulunan ve cerrahiye uygun olmayan hastalar için yeni bir tedavi yöntemi sunuluyor.</p>

<p><img alt="" height="573" src="https://ilkha.com/upload/img/9aca9769-4101-4950-91b4-58cfa080b5ab.jpg" width="860" /></p>

<p><strong><em>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir</em></strong></p>

<p>Yaptıkları işlem hakkında İLKHA muhabirine konuşan Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir, ilk defa yaptıkları 2 vakanın başarıyla sonuçlandığını, bu işlemin artık merkezlerinde de yapıldığını ve artık hastaların il dışına gitmelerine gerek kalmadığını belirtti.</p>

<p><img alt="" height="573" src="https://ilkha.com/upload/img/51340c3e-aa39-4f17-a301-912b9978a09c.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>"Mandallama yöntemini çok ileri derece kalp yetmezliği olup cerrahiye uygun olmayan hastalara uyguluyoruz"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Pekdemir, yapılan işlemin anjiyo yöntemiyle cerrahi müdahale olmadan gerçekleştirildiğini belirterek "Bu işlemi çok ileri derece kalp yetmezliği olup hem mitral hem de triküspid kapaklarında ileri derecede yetmezlik bulunan ve cerrahiye uygun olmayan hastalar için uyguluyoruz. KOAH, akciğer hastalıkları, kanser, karaciğer yetmezliği gibi durumları olan hastalar için cerrahi mümkün olmadığında, kalp kapağını mandallayarak kalp yetmezliğini azaltıyoruz." dedi.</p>

<p><strong>"Bölgede ilk kez Malatya Turgut Özal Tıp Merkezinde yapıldı"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya genelinde 2012 yılından bu yana uygulanan bu yöntemin, bölgede ilk kez Malatya Turgut Özal Tıp Merkezinde yapıldığını aktaran Prof. Dr. Pekdemir, İlk uygulamalarda iki hastaya müdahale edildiğini ve işlemlerin başarılı geçtiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="573" src="https://ilkha.com/upload/img/391ef727-c641-44d0-850f-648a9e85c659.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>"İleri derecede kalp yetmezliği olan hastalara birçok açıdan önemli faydalar sağlıyor"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Pekdemir, hastaların kalp yetmezliği semptomlarının hafifletilmesi, hastaneye yatışların azaltılması ve nefes darlığının giderilmesi açısından önemli faydalar sağladığını belirterek "Bugün iki vakaya müdahale ettik. Bir hastamızda mitral yetmezlik vardı, mitral kapağına iki mandallama işlemi yaptık. Diğer hastamızda ise sağ kalp yetmezliği ve triküspid kapak yetmezliği vardı. Ona da iki mandal sistemi uygulayarak kapak yetmezliğini azalttık. Bu işlemler hastanın hastaneye yatışlarını azaltıyor, nefes darlığını gideriyor, kalp yetmezliğinin ilerlemesini durduruyor ve ilaç ihtiyacını kısmen azaltabiliyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Bölge hastalarına yeni bir umut artık il dışına gitmek zorunda değiller</strong></p>

<p>Bu işlemin artık İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde güvenle yapılabileceğini ve hastaların il dışına gitmelerine gerek kalmadığını belirten Prof. Dr. Pekdemir "Özellikle kalp yetmezliği olup cerrahiye uygun olmayan hastalar artık il dışına gitmek zorunda değil. Hastanemizde bu işlem güvenli bir şekilde uygulanabiliyor. Hastalarımız gönül rahatlığı ile başvurabilirler." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/malatyada-kalp-kapaklarina-mandallama-bolgede-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Jun 2025 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/07/image-869x488-12.webp" type="image/jpeg" length="90431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Pekdemir: Gençlerde kalp krizi riski artıyor, önlem almak hayati önem taşıyor]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/prof-dr-pekdemir-genclerde-kalp-krizi-riski-artiyor-onlem-almak-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/prof-dr-pekdemir-genclerde-kalp-krizi-riski-artiyor-onlem-almak-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gençlerde kalp krizi riskinin giderek arttığını, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının gençlerde kalp sağlığını ciddi derecede etkilediğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir, önleyici sağlık kontrollerinin ve farkındalık çalışmalarının önemine vurgu yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir, son zamanlarda sıklıkla meydana gelen ve ölümle sonuçlanan genç kalp krizlerinin nedeni, insanların yoğun bulunduğu alışveriş merkezleri ve halı saha gibi toplu alanlarda ilk müdahale için hangi cihazın bulundurulması ve ilk müdahalenin nasıl yapılması gerektiği, kalp krizlerinin önüne geçilmesi için nelerden sakınılması ve nelerin yapılması ile ilgili İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kalp krizinin sebepleri ve risk faktörleri</strong></p>

<p>Kalp krizinin ana sebebinin, kalbi besleyen üç büyük damardan birinin veya büyük dallarının aniden tıkanması olduğunu belirten Prof. Dr. Pekdemir, dünyada miyokard enfarktüsünün en sık nedeninin, Ateroskleroz olarak bilinen damar kireçlenmesi ve koroner arterlerin daralması olduğunu kaydetti.</p>

<p>Genç bireylerde görülen kalp krizleri için "Genç Miyokard Enfarktüsü" terimini kullanan Pekdemir, 45 yaş altı erkeklerde ve 55 yaş altı kadınlarda oluşan kalp krizlerinin, yaşlılara göre farklı bir seyir izlediğini belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Pekdemir, gençlerde kalp krizinin başlıca nedenlerini şu şekilde sıraladı:</p>

<p>"Ailede genetik yatkınlık (Kalp hastalığı öyküsü), yüksek kolesterol seviyeleri, diyabet ve hipertansiyon, uzun yıllar sigara içme alışkanlığı, fiziksel hareketsizlik ve sağlıksız beslenme, fast food tüketiminin yaygınlaşması, uyuşturucu madde kullanımı (Özellikle kokain)"</p>

<p><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/533b7f1a-0352-4091-b5a5-f8e7abd0add6.jpg" width="850" /></p>

<p><strong>"Gençlerde kalp krizleri daha ölümcül seyrediyor</strong></p>

<p>Pekdemir, gençlerde kalp krizlerinin daha ölümcül seyrettiğini ve kurtulan hastalarda kalp yetmezliği gelişme oranının daha yüksek olduğunu ifade etti. Pekdemir, "Sebebi ise gençlerde kireçlenmiş damar yapısının olmaması nedeniyle yeterli yan damarların gelişmemesi ve damar tıkandığında kalbin beslenememesi." olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>"Ani ölümlerin yüzde 70-80'i kardiyovasküler nedenlere dayanır" </strong></p>

<p>Ani ölümler hakkında bilgi veren Pekdemir, ilk 1 saat içinde gerçekleşen kalp krizlerine "Ani Ölüm" denildiğini belirterek, "Ani ölümlerin yüzde 70-80'i kardiyovasküler nedenlere dayanır. Miyokard enfarktüsü ya da felç nedeniyle aniden gelişen damarsal problemler, gençlerde ölüm oranlarını ciddi şekilde artırmaktadır." İfadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/98eafede-1f80-4175-88dc-a5e73e305dfa.jpg" width="850" /></p>

<p><strong>"Uyuşturucu madde kullanımı kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor"</strong></p>

<p>Son yıllarda hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve alkol tüketiminin yaygınlaşması, lise ve ortaokul seviyelerine kadar inmiş uyuşturucu madde kullanımının kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini vurgulayan Pekdemir, özellikle kokain kullanımının kalp krizi riskini büyük ölçüde artırdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Önlem ve risk grupları için tavsiyeler</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/82380663-5d85-4218-84b4-787db69698c6.jpg" width="850" /></strong></p>

<p>Genç bireylere yönelik önemli uyarılarda bulunan Pekdemir, özellikle ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan kişilerin erken yaşta düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaları gerektiğini belirtti.</p>

<p>Risk grubundaki gençler için önerilerde bulunan Pekdemir, "Ailesinde ani ölüm, kalp hastalığı veya diyabet öyküsü olan bireyler erken yaşta sağlık kontrollerini yaptırmalı. Sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durulmalı. Fast food, rafine karbonhidratlar ve yüksek kalorili hazır gıdalar tüketilmemeli. Ağır spor yapmadan önce kardiyovasküler sağlık kontrolünden geçilmeli." dedi.</p>

<p><strong>"Toplu alanlarda elektroşok cihazlarının bulundurulmasının zorunlu hale getirilmesi gerekir"</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/2c1323ca-c9d6-4571-a608-40ebfdd5e05f.jpg" width="850" /></strong></p>

<p>Özellikle kalabalık alanlar, alışveriş merkezleri, halı sahalar ve toplu ulaşım noktalarında ani kalp durmalarına karşı ve acil ilk müdahalenin yapılabilmesi için elektroşok cihazlarının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirten Pekdemir, orada bulunan görevlilere de ilk müdahale eğitiminin verilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>"Bu cihazlar hayat kurtarıcıdır"</strong></p>

<p>Pekdemir, "Batı ülkelerinde (ABD ve Kanada gibi), spor salonları, uçaklar, otobüsler ve 20 kişinin üzerinde bulunduğu alanlarda elektroşok cihazlarının zorunlu hale getirildiği görülüyor. Bu cihazlar hayat kurtarıcıdır ve çok pahalı değillerdir." dedi.</p>

<p>Kalp krizi durumunda yapılması gerekenler hakkında önerilerde bulunan Pekdemir, ani kalp durması yaşayan kişiye derhal kalp masajı yapılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Kalp krizi sırasında ilk müdahalenin nasıl yapılmalı gerektiği ile ilgili bilgilendirmede bulunan Pekdemir, "Hasta bilinci ve solunumu kontrol edilmeli. Nabız alınamıyorsa hemen kalp masajına başlanmalı. 112 Acil Servis gelene kadar hasta kesinlikle bırakılmamalı, kalp masajı devam ettirilmelidir. Defibrilatör bulunan alanlarda şok cihazı kullanılarak müdahale yapılmalıdır." diye belirtti.</p>

<p><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/215e4f02-0582-4b6c-816e-dcdf58004c2a.jpg" width="850" /></p>

<p><strong>"Genç bireylerde kalp krizi riski ciddi oranda artıyor"</strong></p>

<p>Genç bireylerde kalp krizi riskinin ciddi oranda arttığını ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu riskin minimize edilmesi gerektiğini vurgulayan Pekdemir, gençlere hayati önem taşıyan tavsiyelerde bulundu.</p>

<p>Pekdemir, "Gençlere tavsiyem spor yapmaları, ancak ailesinde kalp hastalığı öyküsü varsa ağır sporlar öncesinde mutlaka kardiyovasküler sağlık kontrolünden geçmeleri. Ayrıca sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımından uzak durmaları, sağlıklı beslenerek kalp hastalıklarından korunmaları hayati önem taşıyor."</p>

<p>Kalp sağlığını koruma konusunda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Pekdemir, eğitim programlarıyla halkın bilinçlendirilmesi ve önleyici sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/prof-dr-pekdemir-genclerde-kalp-krizi-riski-artiyor-onlem-almak-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/prof-dr-pekdemir-genclerde-kalp-krizi-riski-artiyor-onlem-almak-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="20745"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Sessiz katil" hipertansiyon]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/sessiz-katil-hipertansiyon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/sessiz-katil-hipertansiyon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, semptom vermediği için dünya çapında "sessiz katil" olarak anılan hipertansiyon, zamanında fark edilip geç kalınmadan tedaviye başlanması gerekliliğinin altını çiziyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir kalp dakikada 60 ila 100 kere ritmik olarak kasılıp gevşer. Kasılma esnasında kalpte bulunan temiz kan damarlara pompalanır ve bu pompalanma esnasında oluşan basınca tansiyon denir. Tansiyon değerlerinin sağlıksız seviyelere ulaşması hipertansiyon olarak adlandırılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolasıyla yaptığı açıklamada, “Yetişkinlerdeki kan basıncının 140/90mmHg üstüne çıkmasıyla oluşan bu rahatsızlık çoğunlukla kronik olarak gelişir ve en sık belirtileri; baş ağrısı, burun kanaması, görme bozukluğu, kulaklarda dolgunluk hissi, nefes darlığı, yorgunluk, çarpıntı, mide bulantısı ya da kusma olarak sıralanabilir.” dedi.</p>

<p>Alagiç, “Hipertansiyonun; böbrekle ilgili rahatsızlıklar, uyku apnesi, steroid gibi ilaçların kullanımı, tiroit benzeri hormonal rahatsızlıklar ve obezite ile yakından bağlantılı olduğu biliniyor. Örneğin ideal kilonun yüzde 20’sinin üstüne çıkıldığında yüksek tansiyon riskinin 8 kat artması dikkat çekiyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Tedavi edilmeyen hipertansiyon kalıcı hasar bırakabilir</strong></p>

<p>Sürekli olarak yüksek kan basıncına maruz kalan vücudun bu yeni duruma adapte olabilmek için damar ve organlarda hem yapısal hem de fonksiyonel değişiklikler meydana getirdiğini belirten Alagiç, “Bu değişikliklerin kalıcı ve hatta ölümcül sağlık problemlerine yol açabileceği unutulmamalı. Hastanın küçük belirtileri görmezden gelmesi, tablonun tehlikeli bir hal almasına yol açabilir. Hipertansiyon; kalp, beyin, göz, böbrek ve damarlar gibi hayati organlara direkt olarak zarar verdiği için ihmal edilmemesi gereken ciddi bir hastalıktır. Kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, beyin kanaması, görme bozuklukları, böbrek yetmezliği ve aort damar genişliği gibi rahatsızlıklara zemin hazırlayan sağlık probleminin tedavisi ne kadar gecikirse geri dönülemez hasarların oluşma riski o kadar artar.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Felç geçirenlerin yüzde 60’ı yüksek tansiyon hastası</strong></p>

<p>Sağlık merkezlerine felç şikayeti ile başvuran hastaların yüzde 60’ında hipertansiyon saptandığını paylaşan Uzm. Dr. Nermina Alagiç “Yüksek tansiyon, dünyada en sık görülen üçüncü ölüm sebebi felç riskini neredeyse iki katına çıkarıyor. Bu tehlikeli tansiyon dengesizliği, organ veya hormon kaynaklı bir hastalığa bağlı oluşabileceği gibi; hareketsizlik, yüksek kilo, kontrolsüz tuz tüketimi gibi sağlıksız yaşam alışkanlıklarıyla da gündeme gelebilir. Tansiyonun etkisini gözler önüne seren araştırmalar sonucu; büyük kan basıncının düşürülmesi genel ölümde yüzde 10-15, inme riskinde yüzde 30, kalp damar hastalıklarında yüzde 20, kalp yetmezliğinde ise yüzde 40 oranında düşüş sağlar.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Doktor karşısında yükselen tansiyon yanıltıcı olabilir</strong></p>

<p>Teşhis konduktan sonraki ilk yılda hipertansiyon hastalarının yüzde 11-15 oranında takibe gelmediklerini ve ilaç kullanımını bıraktıklarını dile getiren Alagiç, “Oysa özellikle tansiyon hastalarının sıkı bir şekilde gözlemlenmesi gerekir. Boşanma, kayıp, iş stresi gibi kişinin yaşamında değişkenlik gösterebilen faktörler kan basıncını da etkiler. Tansiyon değerlerinin günlük yaşamda normalken hastane ortamında veya doktor karşısında kaygı nedeniyle yükselmesi beyaz önlük tansiyon olarak adlandırılır. Bu yüzden esas olan hastanın günlük yaşamdaki tansiyon değerleridir, bunun için de tansiyon holter denen uzun saatler boyunca değer ölçümü yapan aletlerden faydalanılır.” dedi.</p>

<p>Alagiç, hipertansiyona karşı dikkat edilmesi gereken 7 faktörü şöyle anlattı:</p>

<p>"Hipertansiyonun kritik bir hastalık olduğunu kabul edip bir sağlık merkezine başvurmak hipertansiyona karşı atılacak ilk ve en önemli adımdır. Sonrasında sağlıklı yaşam alışkanlarını benimsemek ve doktorunuzun tedavi planını harfiyen uygulamak çok kıymetli.</p>

<p>İdeal kilonuzu koruyun. Vücut kitle endeksinizin 20-25 kg kg/m² olması gerektiğini unutmayın.</p>

<p>Her gün orta şiddette en az 30 dakika düzenli egzersiz yapmayı ihmal etmeyin. Bu egzersiz koşu, yürüyüş, yüzme veya jogging olabilir.</p>

<p>Beslenme planınızda sebze ve meyve tüketimini artırmaya özen gösterin. Sadece hipertansiyon değil tüm kardiyovasküler hastalıklara karşı önerilen Akdeniz diyetini uygulayabilirsiniz.</p>

<p>Tuzun içeriğindeki sodyum tansiyon yükseltici özelliğe sahip olduğu için günlük tuz tüketimini 5 gramın altında tutun.</p>

<p>Yapılan çalışmalar tütün ürünü kullanan kişilerin günlük kan basınç değerlerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Hem genel sağlığı hem de tansiyon değerlerini korumak adına tütün mamullerinden uzak durun.  </p>

<p>İlaç kullanan bir tansiyon hastasıysanız, tansiyonunuz normale dönse bile doktorunuza danışmadan tedavinize kesinlikle ara vermeyin." </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/sessiz-katil-hipertansiyon</guid>
      <pubDate>Fri, 16 May 2025 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/sessiz-katil-hipertansiyon.webp" type="image/jpeg" length="94481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Optisyenlerden, yaz aylarında göz sağlığı için güneş gözlüğü uyarısı]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/optisyenlerden-yaz-aylarinda-goz-sagligi-icin-gunes-gozlugu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/optisyenlerden-yaz-aylarinda-goz-sagligi-icin-gunes-gozlugu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Optisyenler, yaz aylarında artan güneş ışınlarına karşı vatandaşları uyararak, göz sağlığını korumak için UV korumalı güneş gözlüklerinin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte hava sıcaklıkları ciddi şekilde artarken, uzmanlar göz sağlığı konusunda önemli uyarılarda bulunuyor.</p>

<p>Batman’da İLKHA mikrofonuna konuşan optisyenler, özellikle yaz aylarında güneş gözlüğü kullanımının sadece estetik değil, sağlık açısından da elzem olduğunu belirtti.</p>

<p>Her yerden temin edilen kalitesiz güneş gözlüklerinin göz sağlığına zarar verebileceğini vurgulayan uzmanlar, bilinçli tercihlerin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Gözlerin, zaralı ışınlara maruz kalmasından dolayı güneş gözlüğü takmanın artık zorunlu bir hale geldiğini belirten optisyenler, alınacak güneş güzlüklerinin göz doktorlarının ya da optisyenlerin tavsiyesiyle alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/84ba9f1b-6214-4683-bd48-fd984b89a223.jpg" width="850" /></p>

<p><strong>Mehmet Sıddık Toğluk</strong></p>

<p><strong>"Göze ve yüze uygun güneş gözlüğü alınmasını öneriyoruz</strong>"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında gözlerin daha çok ışınlara maruz kalmaması için ultraviyole (UV) özellikli gözlüklerin takılması gerektiğini belirten Optisyen Mehmet Sıddık Toğluk, "Yaz ayları geldi ve havalar ısınmaya başladı. Batman, Güneydoğu'nun en sıcak illerinden biridir. Yazlarımız uzun geçiyor. Özellikle bu aylarda göz sağlığı için tavsiyemiz, göze uygun polarize güneş gözlükleri takmalarıdır. Herhangi bir yerden ya da pazarlardan güneş gözlüğü alınmasını tavsiye etmiyoruz. Güneş gözlüğü almak isteyenlerin mutlaka bir göz doktoruna ya da bir optisyenin tavsiyesiyle, göz ve yüze uygun güneş gözlüğü almalarını öneriyoruz. Dışarıdan ve internetten alınacak güneş gözlükleri, kemik yapısı olarak kanserojen madde taşıyabilecekleri için göze zarar verebilmektedir. Çünkü göz sağlığı çok önemlidir." dedi.</p>

<p><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/1c5dc0af-a058-44cd-969e-45ffddbda091.jpg" width="850" /></p>

<p><strong>Hamza Enecür</strong></p>

<p><strong>"Ekran maruziyetinin artması güneş gözlüğü takmayı zorunla hale getiriyor</strong>"</p>

<p>Güneş gözlüklerinin yaz aylarında elzem bir aksesuar olmaya başladığını ifade eden bir diğer optisyen Hamza Enecür, "Eski yıllarda bu kadar kullanılmasa da günümüzde, ekran maruziyeti ve daha fazla ışına maruz kaldığımızdan, güneş gözlüğü takmak artık zorunlu bir hale gelmiştir. Güneş ışınlarının yanı sıra günlük hayatta başka ışınlara da maruz kaldığımız için özellikle UV ışınları gözlerimizi oldukça hassaslaştırıyor ve bu durum ileriki zamanlarda çeşitli göz hastalıklarına yol açabiliyor." diye konuştu.</p>

<p><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/5e7b45c5-c7f1-415a-a2f3-daec84e297a2.jpg" width="850" /></p>

<p><strong>"UV korumalı ve cam kalitesi yüksek gözlüklerin tercih edilmesi gerekir"</strong></p>

<p>Enecür sözlerini şöyle sürdürdü, "Özellikle yaşlılık dönemlerinde sarı nokta hastalığı, görme kayıpları, göz yorgunluğu ve baş ağrısı gibi sorunlar görülebilmektedir. Bu sebeple yaz aylarında özellikle UV korumalı ve cam kalitesi yüksek gözlüklerin tercih edilmesi gerekir. Uzun yol yapan şoförler, taksi şoförleri ve gün içinde dışarıda güneşe maruz kalan kişiler mutlaka güneş gözlüğü takmalıdır. Özellikle Batman gibi sıcaklığın yoğun yaşandığı bir şehirde, güneş gözlüğü kullanımı çok önemlidir. Ayrıca, güneş gözlükleri her yerden alınmamalıdır. Güneş gözlüklerinin optisyenlik mağazalarından alınması önerilir. Çünkü bu mağazalarda sertifikalı ve garantili ürünler satılmaktadır. Dışarıda ve merdiven altı yerlerden alınan güneş gözlükleri faydadan çok zarar verebilmektedir." uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/optisyenlerden-yaz-aylarinda-goz-sagligi-icin-gunes-gozlugu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 12 May 2025 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/optisyenlerden-yaz-aylarinda-goz-sagligi-icin-gunes-gozlugu-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="84084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel fıtığında doğru bilinen yanlışlara dikkat!]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/bel-fitiginda-dogru-bilinen-yanlislara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/bel-fitiginda-dogru-bilinen-yanlislara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel fıtığı, toplumda oldukça yaygın görülen sağlık sorunlarından biri olmasına rağmen, hakkında doğru sanılan pek çok yanlış bilgi mevcut.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, bel fıtığıyla ilgili kamuoyunda sıkça karşılaşılan yanlış inanışlar hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Halk arasında yaygın olarak "belim ağrıyor, kesin fıtık oldum" şeklinde dile getirilen düşüncenin doğru olmadığını belirten Doç. Dr. İnanır, “Bel ağrılarının %95’i fıtıktan kaynaklanmaz” diyerek bu konuda yanlış algıya dikkat çekti.</p>

<p>Fıtık her zaman ağrıya neden olmaz. Doç. Dr. İnanır, “Fıtığı olduğu halde hiçbir belirti göstermeyen birçok birey var” diyerek teşhisin yalnızca ağrıya dayandırılamayacağını vurguladı.</p>

<p>Bel fıtığının yalnızca ağır yük taşıyan kişilerde değil, masa başı çalışanlardan ev hanımlarına kadar birçok kişide gelişebileceğini belirten uzman, kilo, uzun süreli oturma ya da ayakta kalma, yanlış spor hareketleri gibi faktörlerin de etkili olduğunu ifade etti.</p>

<p>“Sert yatakta yatmak iyi gelir” anlayışının da yanlış olduğunu vurgulayan Doç. Dr. İnanır, yatak seçiminde kişinin kilosu ve fiziksel yapısına göre karar verilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Korsenin her zaman zararlı olmadığını belirten uzman, “Doktorunuz önerdiyse belli süreliğine korse kullanabilirsiniz. Ancak uzun süreli kullanım kasları zayıflatabilir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bel fıtığında ameliyatın son çare olduğunu belirten Doç. Dr. İnanır, “Ameliyatlar vücuda zarar verir. Zorunlu olmadıkça yapılmamalı. Karar mutlaka uzman bir komisyon tarafından verilmelidir” dedi.</p>

<p>Fıtığın uzman kişilerce tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayan İnanır, “Asıl korkulması gereken yanlış tedavi ve gecikmiş müdahaledir” uyarısında bulundu.</p>

<p>Bel fıtığının tedavisinde egzersiz, kilo kontrolü, doğru duruş ve oturuş alışkanlıkları büyük önem taşıyor. Uzmanlar, hastaların uzun süre aynı pozisyonda kalmaması, çömelerek eğilmesi ve ortopedik yatakta yatması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Ameliyat sonrası iyileşme sürecinin hassas olduğunu ifade eden İnanır, “Hemen işe dönüş, araba kullanmak ya da uzun yürüyüşler yeni fıtıklara davetiye çıkarır. Hastalar dikkatli olmalı ve rehabilitasyon sürecine önem vermelidir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/bel-fitiginda-dogru-bilinen-yanlislara-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 11 May 2025 08:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/bel-fitiginda-dogru-bilinen-yanlislara-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="92108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çölyak hastalığı nedir, tedavi yöntemleri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/colyak-hastaligi-nedir-tedavi-yontemleri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/colyak-hastaligi-nedir-tedavi-yontemleri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile Hekimi Dr. Yavuz Selim Sılay, 9 Mayıs Dünya Çölyak Farkındalık Günü vesilesiyle çölyak hastalığının tanımı, nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 9 Mayıs’ta kutlanan Dünya Çölyak Farkındalık Günü kapsamında İlke Haber Ajansı’na (İLKHA) konuşan Aile Hekimi Dr. Yavuz Selim Sılay, çölyak hastalığının bağışıklık sisteminin gluten adlı proteine karşı geliştirdiği anormal tepkiyle oluştuğunu belirtti.</p>

<p>Buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan glutenin, ince bağırsakta emilim bozukluklarına yol açtığını vurgulayan Sılay, hastalığın ancak ömür boyu sürecek bir glutensiz diyetle kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>"9 Mayıs Dünya Çölyak Farkındalık Günü" olduğunu hatırlatan Sılay, "Bugün, özellikle çölyak hastalığı hakkında toplumu bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak için çok önemli bir gündür. Çölyak hastalığı nedir? diye bakıldığında; Çölyak, özellikle gluten adı verilen proteine karşı bağışıklık sisteminin anormal tepki verdiği kronik bir sindirim sistemi hastalığıdır. Gluten; buğday, arpa, çavdar ve bazı yulaf türlerinde bulunur. Özellikle bu hastalıkta ne zaman gluten alırsanız ince bağırsaktaki villus adı verilen emici yüzeyler zarar görür, bu da besin emilimini bozar." dedi.</p>

<p><strong>Neden oluşur?</strong></p>

<p>Çölyak hastalığın neden oluştuğuna değinen Sılay, "Genelde genetik yatkınlık, ailede çölyak hastalığı varsa mutlaka risk artar. Annede babada ve çevrede varsa bağışıklık sistemi bozukluğu özellikle vücut gluten tüketildiğinde kendi bağırsak dokusuna saldırır. Bir de çevresel faktörler: Yani enfeksiyonlar, erken yaşta gluten tüketimi gibi unsurlar da etkili olabilir." ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>Belirtileri nelerdir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığın belirtilerine de değinen Sılay, şunları aktardı:&nbsp;"Özellikle hastalarımızda kronik ishal veya kabızlık, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, çocuklarda özellikle gelişme geriliği varsa biz buna çölyak var mı diye araştırıyoruz. Demir eksikliği anemisi, halsizlik, cilt döküntüsü (dermatitis herpetiformis), ağız yaraları, kemik erimesi ve sinirlilik bunlar hepsi belirtileridir."</p>

<p><strong>Tedavi yöntemi</strong></p>

<p>Sılay, "En etkili tedavi yöntemi ömür boyu 'glutensiz diyet' uygulamaktır. Özellikle buğday, arpa, çavdar ve bunların türevlerini içeren yiyeceklerden tamamen uzak durulmalıdır. Glutensiz unlar (pirinç, mısır, nohut unu vb.) ve özel glutensiz ürünler tercih edilmelidir. Paketli ürünlerdeki etiketler mutlaka okunmalıdır." şeklinde belirtti.</p>

<p>Son olarak konuyla ilgili uyarılarda bulunan Sılay, "Unutmayın: çölyak hastaları için küçük bir gluten miktarı bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. O yüzden toplumun bu konuda duyarlı olması, hastaların yaşam kalitesini artırma adına çok önem veriyorum." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/colyak-hastaligi-nedir-tedavi-yontemleri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Fri, 09 May 2025 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/colyak-hastaligi-nedir-tedavi-yontemleri-nelerdir.webp" type="image/jpeg" length="32720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anneliğin duygusal yönü destek ister!]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/anneligin-duygusal-yonu-destek-ister</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/anneligin-duygusal-yonu-destek-ister" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, ilk kez anne olan kadınların yaşadığı duygusal değişimleri ve anneliğe geçiş sürecini değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anneliğin kimi zaman kaygı ve yetersizlik hissi oluşturabildiğini, her kadın için farklı bir hızda ve sırayla gelişen bireysel bir yolculuk olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Hormonal değişimle gelen duygusal dalgalanmalar, genellikle ilk 2-3 haftada kendini gösterir.” dedi.</p>

<p><strong>Hormonal değişimle gelen duygusal dalgalanmalar, ilk 2-3 haftada kendini gösteriyor</strong></p>

<p>Anneliğin, zamanla, deneyimle ve destek sisteminin de yardımıyla öğrenildiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Kadınlar, bu süreçte bazı aşamalardan geçebiliyor. Önce şok yaşayabiliyorlar. Belirsizlikle beraber, bazen yetersizlik hissi ve kaygıları artabiliyor. Sonrasında alışma ve rutin oluşturma süreci, ardından da kendilik duygusunun yeniden inşası, bağlanma ve aidiyet hissi gelişebiliyor. Ama bu süreç her kadında farklı hızda ve farklı sırayla da yaşanabiliyor.” dedi.</p>

<p>İlk kez anne olan bir kadının yaşadığı en yaygın duygulara ve hangilerinin normal, hangilerinin destek gerektirdiğine değinen Yıldırım, “Yaygın olarak sevinç, heyecan, kaygı, yetersizlik, suçluluk, yalnızlık, yoğun sevgi, bazen sevgi eksikliğini görebiliyoruz. Burada her kadının çok bireysel bir sürecinden bahsediyoruz. Bir genelleme yapmak çok doğru olmasa da hormonal değişimle gelen duygusal dalgalanmalar, genellikle ilk 2-3 haftada kendini gösterir. Destek alınmasını önerebileceğimiz zamanlar; uzun süreli ağlama nöbetleri, yoğun uykusuzluk ve iştahsızlık, bebeğe veya kendine zarar verme düşünceleri gibi postpartum depresyon belirtileri olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Anne olma psikolojisi genellikle gebelikle birlikte başlıyor…</strong></p>

<p>Yapılan bilimsel araştırmalara göre anneliğin hem biyolojik bir eğilim hem de öğrenilen bir beceri olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Biyolojik açıdan bakıldığında oksitosin hormonunun doğum ve emzirme sürecinde artması, annelik davranışlarını destekliyor. Bu bir tür hazır olma hali yaratabiliyor.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Psikolojik ve sosyal yönden bakıldığında ise annelik davranışlarının gözlem, deneyim, destek sistemi ve bireysel öğrenmeyle geliştiğini aktaran Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“İyi anne olmayı zaman içinde de öğrenmek mümkün diyebiliriz. Doğar doğmaz annelik hissinin başladığı düşüncesi her kadın için her zaman geçerli değildir. Kişiden kişiye bireysel süreçlerde değişkenlik gösterebilir. Bazı anneler doğumla birlikte yoğun bir bağ hissederken, bazılarında bu haftalar hatta aylar sonra da gelişebiliyor. Bu durum tamamen normal. Yani bir kadının yeterli ya da yetersiz bir anne olduğunu göstermiyor. Anne olma psikolojisi genellikle gebelikle birlikte başlıyor. Daha bilimsel olarak bakarsak ikinci trimesterden itibaren birçok kadın bebeğiyle zihinsel ve duygusal bir bağ kurmaya başlıyor. Hayali bebek kavramı oluşuyor aslında. Anne adayları, bebeğin nasıl biri olacağını zihinsel imgelemelerle yönetmeye başlıyorlar ve bu süreç annenin kendi annesiyle ilişkisi ve çocukluk deneyimleriyle de şekilleniyor. Anne olma yolunda ilerleyen bireyler, aslında kendi anneleriyle olan ilişkiselliğine de bir noktada bakmış oluyorlar.”</p>

<p><strong>‘İyi anne’ tanımı esnek, kapsayıcı ve çeşitliliği kabul eden bir şeklinde ifade edilmeli!</strong></p>

<p>Toplumda iyi annenin sürekli fedakarlık yapan, her an çocuğa odaklı, kariyerinden feragat etmiş, her şeyi kontrol eden bir profil olarak sunulabildiğini vurgulayan Yıldırım, “Bu aslında toplum tarafından yönetilen bir algı. Bu tanım, tamamıyla gerçek dışı ve kadınlar üzerinde büyük bir baskı da yaratıyor. Kadınlar hem anne hem birey hem de eş olabilirler.” dedi.</p>

<p>Yıldırım ayrıca iyi anne tanımının esnek, kapsayıcı ve çeşitliliği kabul eden bir tanım şeklinde ifade edilmesi gerektiğine işaret etti.</p>

<p><strong>Anneye ‘sen yalnız değilsin’ mesajının verilmesi çok önemli!</strong></p>

<p>Kendi yeterince iyi hissetmeyen kadınların yaşadığı suçluluk duygusunun, genellikle toplumsal beklentiler ve mükemmel annelik niteliklerinden kaynaklandığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Winnicott, psikoloji alanında der ki, ‘Yeterince iyi anne kavramına göre anne kusursuz olmak zorunda değil. Sadece çocuğun temel ihtiyacını karşılayan, duygusal olarak ulaşılabilir bir anne olmak yeterli.’ Tabii ki günümüz dünyası sosyal medyada da özellikle vurgulanan ideal anne kavgası da kişinin suçluluk duygusunu körükleyebiliyor.” dedi.</p>

<p>Doğum sonrası depresyonun, annenin bağ kurma sürecini etkileyip etkilemediği konusuna da açıklık getiren Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Evet, postpartum depresyon, annenin bebekle duygusal bağ kurmasını zorlaştırabiliyor. Annenin bebeğe karşı ilgisiz olması, suçluluk hissetmesi, bakım verme isteğinin azalması gibi belirtiler görülebiliyor. Bu noktada psikolojik destek almak önemli bir adım. Gerekirse psikiyatri desteği ile ilaç desteğinin alınması ve burada destek sistemi dediğimiz eş, aile desteği, genel anlamda ‘sen yalnız değilsin’ mesajının verilmesi çok çok kıymetli.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/anneligin-duygusal-yonu-destek-ister</guid>
      <pubDate>Fri, 09 May 2025 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/anneligin-duygusal-yonu-destek-ister-1.webp" type="image/jpeg" length="77814"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan: SGK, astım tedavisinde 267 ilacı karşılıyor]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/bakan-isikhan-sgk-astim-tedavisinde-267-ilaci-karsiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/bakan-isikhan-sgk-astim-tedavisinde-267-ilaci-karsiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, astım hastalarının teşhis ve tedavi sürecinde SGK güvencesi altında olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, 6 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, astım hastalarının sağlık hizmetlerine erişimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından güvence altına alındığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Işıkhan, muayene, tahlil ve tetkik bedellerinin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında SGK tarafından karşılandığını duyurdu.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, astım tedavisinde kullanılan toplam 267 ilacın geri ödeme listesinde yer aldığı bildirildi.</p>

<p>Işıkhan, astım hastalığıyla mücadele eden vatandaşların her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, "SGK aracılığıyla hastalarımıza hem teşhis hem tedavi sürecinde maddi destek sağlıyoruz. Geri ödeme listesinde yer alan ilaçlarla da bu desteğimizi sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/bakan-isikhan-sgk-astim-tedavisinde-267-ilaci-karsiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 06 May 2025 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/bakan-isikhan-s-g-k-astim-tedavisinde-267-ilaci-karsiliyor.webp" type="image/jpeg" length="32596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Yılmaz, "Malatya'da çok iyi karaciğer nakil cerrahları yetişiyor"]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/prof-dr-yilmaz-malatyada-cok-iyi-karaciger-nakil-cerrahlari-yetisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/prof-dr-yilmaz-malatyada-cok-iyi-karaciger-nakil-cerrahlari-yetisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, enstitünün yalnızca ameliyat yapan bir merkez olmadığını, aynı zamanda bilimsel araştırmalara yön veren, genç nakil cerrahların yetiştirildiği bir eğitim yuvası olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk HPB Cerrahi Derneği, İnönü Üniversitesi iş birliğiyle bölgesel toplantısını Malatya'da düzenledi.</p>

<p>Kentteki bir otelde gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye'nin farklı illerinden önemli cerrahların katılımıyla "HPB Cerrahisinde ve Karaciğer Naklinde Vasküler Anastomozlar Kursu" yapıldı.</p>

<p><span><span><span><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/a2a96a0d-6289-4b4b-9776-0790ddced510.jpg" width="850" /></span></span></span></p>

<p>4 oturum şeklinde düzenlenen kursta; Prof. Dr. Sezai Yılmaz, Prof. Dr. Erdal Birol Bostancı, Prof. Dr. Burak Işık, Prof. Dr. Ahmet Bülent Doğrul, Prof. Dr. Tevfik Tolga Şahin, Prof. Dr. Volkan İnce, Prof. Dr. Bülent Aydınlı, Prof. Dr. İlgin Özden, Doç. Dr. Koray Kutlutürk, Doç. Dr. Cemalettin Koç, Doç. Dr. Tufan Egeli, Dr. Öğretim Üyesi Sertaç Usta ve Araştırma Görevlisi Dr. Alpen Gümüşoğlu genç cerrahlara bilgi ve birikimlerini aktardı.</p>

<p><span><span><span><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/17078e9b-a7b9-4ecb-a56a-5d3b4f6a8b26.jpg" width="850" /></span></span></span></p>

<p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk HPB Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kerem ile Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, düzenlenen kursla ilgili İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>"Amacımız hem karaciğer naklinde hem de pankreas-karaciğer cerrahisinde damar anastomozlarının nasıl gerçekleştirildiğini meslektaşlarımıza aktarmak"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><strong><span><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/f9803ecd-3488-488b-8830-81be318b4f40.jpg" width="850" /></span></strong></span></span></p>

<p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk HPB Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kerem, pankreas, karaciğer ve safra yolu cerrahisinde damar anastomozlarının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Kerem, "Malatya'da karaciğer nakli çok üst düzeyde yapılıyor. Amacımız hem karaciğer naklinde hem de pankreas-karaciğer cerrahisinde damar anastomozlarının nasıl gerçekleştirildiğini meslektaşlarımıza aktarmak. Diseksiyonlarda karşılaşılan zorlukları paylaşarak genç cerrahları bilgilendirmek istiyoruz. Malatya'yı özellikle seçmemizin sebebi, İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nün Türkiye'nin gözbebeği olmasıdır. Burada yapılan başarılı nakiller gurur kaynağımızdır." dedi.</p>

<p><strong>Bilimsel eğitim ve genç cerrahların yetiştirilmesi</strong></p>

<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, toplantının önemine değinerek şu açıklamalarda bulundu:</p>

<p>"Bu toplantıyı Türkiye Hepato Pankreato Bilier Cerrahi Derneği ile birlikte düzenledik. Karaciğer ameliyatlarında, özellikle nakil sırasında damar anastomozları büyük hassasiyet gerektiriyor. Bu teknikler, genel cerrahide çok detaylı bir alanı kapsıyor. Dolayısıyla Malatya'da bir araya gelen uzman cerrahlarla genç meslektaşlarımızı bu alanda bilgilendirmeyi amaçlıyoruz."</p>

<p><strong>"Enstitümüz yalnızca ameliyat yapan bir merkez değil, aynı zamanda bilimsel araştırmalara yön veren bir eğitim yuvasıdır"</strong></p>

<p><span><span><strong><span><img alt="" height="566" src="https://ilkha.com/upload/img/cfe23bc7-c46d-4efc-ab9f-9ca95b724fde.jpg" width="850" /></span></strong></span></span></p>

<p>Karaciğer Nakli Enstitüsü'nün yalnızca ameliyat yapan bir merkez olmadığını, aynı zamanda bilimsel araştırmalara yön veren bir eğitim yuvası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, "Buradaki misyonumuz sadece cerrahi operasyonları gerçekleştirmek değil, akademik anlamda genç cerrahları yetiştirmek. Türkiye'de karaciğer nakli alanında gençleri yetiştiren çok az sayıda kurum bulunuyor. Malatya, bu alanda öncü konumda ve enstitümüzün sürekliliği yeni yetişecek uzmanlara bağlı." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Buradan yetişen cerrahlar ülke genelinde hizmet verecek"</strong></p>

<p>Karaciğer Nakli Enstitüsü'nün bilimsel çalışmalara verdiği öneme dikkat çeken Prof. Dr. Yılmaz, Malatya'nın karaciğer nakli konusunda en iyi olma özelliğini koruyacağını ve buradan yetişen cerrahların ülke genelinde hizmet vereceğini belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Yılmaz, "Burada çok iyi arkadaşlarımız yetişiyor. Ümit ediyorum ki Malatya'daki bu eğitim kurumu, daha fazla uzman yetiştirerek Türkiye'nin dört bir yanına cerrahlar kazandıracaktır. Karaciğer nakli konusunda Malatya'nın öncü rolü sürecektir." şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/prof-dr-yilmaz-malatyada-cok-iyi-karaciger-nakil-cerrahlari-yetisiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 May 2025 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/prof-dr-yilmaz-malatya-da-cok-iyi-karaciger-nakil-cerrahlari-yetisiyor.webp" type="image/jpeg" length="22682"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu duyurdu, "2 bin 239 hekim atanacak"]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/bakan-memisoglu-duyurdu-2-bin-239-hekim-atanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/bakan-memisoglu-duyurdu-2-bin-239-hekim-atanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bin 566'sı uzman tabip, 673'ü tabip olmak üzere toplam 2 bin 239 hekimin atanacağını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, hekim ataması ile ilgili olarak sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası için münhal kadrolar 'http://yhgm.saglik.gov.tr' adresinde yayımlanmıştır. 1566'sı uzman tabip ve 673'ü tabip olmak üzere toplam 2 bin 239 hekim ataması yapılacaktır. Ülkemize, milletimize ve büyük sağlık ailemize hayırlı olsun."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/bakan-memisoglu-duyurdu-2-bin-239-hekim-atanacak</guid>
      <pubDate>Sat, 03 May 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/05/7c8f42f5-ed48-4951-858f-cb9dc436173f1.webp" type="image/jpeg" length="73567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Ozon tedavisi dönemi]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-ozon-tedavisi-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-ozon-tedavisi-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi  (GETAT) Merkezinde, Ozon tedavisi uygulanmaya başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi geleneksel ve tamamlayıcı tıpta önemli bir adım attı. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) kapsamında ilk kez uygulanan ozon tedavisi, kronik hastalıklarda destekleyici tedavi olarak umut vadediyor. Uygulama, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Merkezi bünyesinde uzman hekim kontrolünde gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Merkezi sorumlu hekimi Dr. Öğr. Üyesi Feyzi Doğru, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp kapsamında hastanede uygulanmaya başlanan ozon tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>"Uygulamaları bakanlığımızın müsaade ettiği çerçevede dokuz farklı alanda devam ettirmekteyiz"</strong><br />
Dr. Öğr. Üyesi Doğru, "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Merkezi'nde gerçekleştirdiğimiz uygulamaları bakanlığımızın müsaade ettiği çerçevede dokuz farklı alanda devam ettirmekteyiz. Bu uygulamalarınıza son süreçte ozon cihazımızı da envanterimizi alarak tıbbi ozon uygulamamızı başlamış bulunmaktayız. Hastalarımız, ozon tedavilerini de artık hastanemizin GETAT Merkezinde yaptırabilir. Ozon tedavisi, tıbbi oksijenin ozon jeneratörleri aracılığıyla ozon gazına çevrilmesi suretiyle ozon gazının vücuda farklı veriliş yolları ve farklı dozlar ile uygulanması aracılığıyla yaptığımız bir tedavi yöntemidir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Ozon tedavisinde çok geniş bir uygulama alanı mevcut"</strong></p>

<p>Ozon tedavisinde çok geniş bir uygulama alanının mevcut olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Doğru, "Sadece tek bir ozon gazımız olmasına rağmen farklı dozlarda ve farklı veriliş yollarında bunu uygulayarak çok geniş endikasyonlarda ve çok farklı hastalıklarda ozon gazını uygulayabilmekteyiz. İyileşmesi zor kronik yaralardan kronik hastalıklara, şeker gibi metabolik hastalıkların uygulanmasının yanında, bağışıklık sisteminin bir eşdeğer olan antioksidan sistemimizi destekleyen aşı mahiyetinde görebileceğimiz gençlik aşısı diyebileceğimiz farklı uygulamalarına kadar çok geniş bir uygulama spektrumu vardır." dedi. &nbsp;</p>

<p><strong>"Hastanın kendi kanını farklı dozlarda alarak alınan bu ozon gazını kanla birleştiririz"</strong></p>

<p>Tıbbi oksijen gazının ozon gazına çeviren cihazı envantere kazandırarak tedaviye başladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Doğru, işlemin nasıl yapıldığına ilişkin şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ozon tedavisinin farklı veriliş yolları vardır bunlardan birincisi major otohemoterapi dediğimiz yoldur. Bu yöntemle hastanın kendi kanını farklı dozlarda alarak alınan bu ozon gazını kanla birleştiririz. Hastadan alınan ozonla birleştirilmiş kanı daha zengin ve uyarılmış halde tekrar kişiye vermek suretiyle uygularız. Bunun yanında kişinin kanını kas içine, cilt üzerine veya kulak içine enjekte ederek farklı hastalıklarda çok farklı tedaviler uygulayabilmekteyiz."</p>

<p>Son olarak Doğru, ozon uygulamasın da GETAT Merkezi'ndeki diğer uygulamalar gibi SGK kapsamında olmadığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-ozon-tedavisi-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/04/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-ozon-tedavisi-donemi.webp" type="image/jpeg" length="59259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Dr. Selen: Baharda alerjik rinit belirtilerini hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/uzman-dr-selen-baharda-alerjik-rinit-belirtilerini-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/uzman-dr-selen-baharda-alerjik-rinit-belirtilerini-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Rıdvan Selen, polen mevsimini çok uzun ve şiddetli yaşayan, tedavilerle şikayetleri geçmeyen ya da yan etki gelişen alerji hastalarına immünoterapi uyguladıklarını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Rıdvan Selen, alerjik rinitin burunda kaşıntı, doluluk, hapşırma ve beyaz bir akıntı ile kendini gösteren bir hastalık olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>"Alerjik rinit burun mukozasının hastalığıdır"</strong></p>

<p>Polen mevsiminde alerjik rinit belirtilerinin daha da arttığını vurgulayan Uzman Dr. Selen, "Alerjik rinit, burun mukozasının hastalığıdır. Burun akıntısı burun kaşıntısı burun tıkanıklığı ve hapşırık gibi şikayetlerle kendini gösterir. İç ve dış ortam alerjenleriyle tetiklenmektedir. Mevsimsel alerjik rinit halk arasında saman nezlesi olarak da bilinen burun mukozasını etkileyen bir hastalıktır. Ağaç polenleri, çayır ve yabani otlar gibi alerjenler burun mukozasına temas ettiğinde burun kaşıntısı burun akıntısı hapşırık ve burunda tıkanıklığa neden olmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Polen mevsiminde kuru ve rüzgârlı havalarda dışarıya çıkılmamalıdır"</strong></p>

<p>Polen yoğunluğunun bölgenin bitki örtüsü, yağış miktarı ve sıcaklık gibi hava koşullarına bağlı olarak değişebildiğini vurgulayan Dr. Selen, sözlerini söyle sürdürdü:</p>

<p>"Bazı hastalarda gözlerde kızarıklık gözlerde sulanma da bu duruma eşlik edebilmektedir. Polenin yoğun olduğu dönemlerde açık aktivitelerden kaçınılmalıdır. Açık aktiviteler yapılmak isteniyorsa siperlikli bir şapka ve gözlük kullanılmalıdır. Polen mevsiminde ev ve araba camları özellikle kapatılmalıdır. Polen filtrelerinin zamanında değişimi yapılmalıdır. Polen mevsiminde kuru ve rüzgârlı havalarda dışarıya çıkılmamalıdır. Çıkılması gerekiyorsa eve geldiklerinde giysilerini değiştirip duş almaları gerekmektedir. Polenin özellikle yoğun olduğu sabah 5 ile 10 gibi saatlerde dışarı çıkılmamaya özen gösterilmelidir."</p>

<p><strong>"Özellikle çocuklarda uyku ve emosyonel durumu etkileyerek okul başarılarında düşmeye neden olabilmektedir!"</strong></p>

<p>Gerekli durumlarda alerji immünoloji polikliniğinde alerji aşısı denilen immünoterapi tedavisini uyguladıklarını ifade eden Uzman Dr. Selen "Alerjik rinitte tedavide öncelikle çevresel ve tetikleyici faktörlerden uzaklaşmak ikinci planda farmakolojik tedaviler ve en önemlisi de alerjene özgü immünoterapidir. Alerjik rinit dış ortam aktivitelerini sosyal yaşamı ve okul başarılarını etkilemektedir. Özellikle çocuklarda uyku ve emosyonel durumu etkileyerek okul başarılarında düşmeye neden olabilmektedir. Alerjik rinit tanısında özellikle deri testler önemli bir yer tutmaktadır. Kliniğimizde polen alerjisine yönelik deri testleri uygulanmaktadır." diye konuştu.</p>

<p><strong>"Özellikle burun akıntısı burun kaşıntısı, hapşırık gözlerde sulanma gözlerde kızarıklık şikâyeti olanlar tedavilerini alması gerekir"</strong></p>

<p>"Artık küresel ısınmayla birlikte polen mevsimleri değişmekte artık havalar erken dönemde şubat ayında ısınmaya başlamakla birlikte polen mevsimlerinin daha fazla uzandığını görmekteyiz." diyerek devam eden Dr. Selen, "Hava kirliliği ve küresel ısınma bunun en sık nedenidir. Bu yüzden hastalarda artık şikayetlerin daha fazla yoğun olduğunu ve daha uzun süre sürdüğünü görmekteyiz. Alerjik rinit şu an tam zamanı polen mevsimindeyiz kliniğimizde alerjik rinit ile ilgili tanı ve tedaviler yapılmaktadır. Özellikle burun akıntısı burun kaşıntısı, hapşırık gözlerde sulanma gözlerde kızarıklık şikâyeti olan hastaların bölümümüze başvurması ve tedavilerini alması gerekmektedir." diye uyarıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Alerjik rinit hastalarında astım gelişme riski var!"</strong></p>

<p>Alerjik rinit hastalarının astım gelişme riski olduğuna dikkat çeken Dr. Selen, "Alerjik rinit tanısı kliniğimizde konulmakta alerjik rinit tanısı alan hastalar ileri dönemde astım gelişme riski olduğundan bu hastaların kliniğimizde düzenli takiplerine devam etmesi astım yönünden yakın izlenmeye alınması gerekmektedir. Bu hastalarda astım gelişimini önlemek için alerjene özgü immünoterapi kliniğimizde uygulanmaktadır." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/uzman-dr-selen-baharda-alerjik-rinit-belirtilerini-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/04/uzman-dr.webp" type="image/jpeg" length="66194"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan bahar alerjilerine karşı uyarı]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/uzmanlardan-bahar-alerjilerine-karsi-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/uzmanlardan-bahar-alerjilerine-karsi-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlkbahar aylarında artış gösteren polen yoğunluğunun alerjik reaksiyonlara yol açabileceğine dikkat çeken Dr. Hacer Akşit Yaşar, önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tatvan Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hacer Akşit Yaşar, Doğanın canlandığı bu dönemde, özellikle rüzgârlı havalarda polenlerin havada daha fazla yayıldığını belirtti</p>

<p>Dr. Yaşar, alerji geçmişi olan bireylerde burun tıkanıklığı, hapşırık, göz yaşarması ve nefes darlığı gibi belirtilerin daha sık görülebildiğini ifade etti.</p>

<p>Uzman Doktor Yaşar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İlkbaharda artan polen yoğunluğu, alerjiye yatkın bireylerde ciddi reaksiyonlara yol açabilir. Bu durum, yaşam kalitesini düşürebilir ve bazı bireylerde astım gibi solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilir. Özellikle sabah saatlerinde ve rüzgârlı havalarda açık alanlarda bulunmaktan kaçınılması gerekir. Maske ve gözlük kullanımı ve uzun kollu giysilerin giyilmesi polenle teması azaltmada etkili olabilir.”</p>

<p>Bahar alerjilerine karşı korunma yöntemlerini de paylaşan Dr. Yaşar, şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<p>“Sabah saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı; açık havada uzun süre kalınmamalıdır. Araba kullanırken camların kapalı olmasına dikkat edilmelidir. Dış ortamdan dönüldüğünde kıyafetler değiştirilmeli ve duş alarak polen kalıntılarından arınılmalıdır. Evlerin havalandırılması, polen yoğunluğunun düşük olduğu saatlerde yapılmalıdır. Gözlük ve tıbbi maske kullanımı polenle teması en aza indirir. Alerjik belirtiler yaşayan bireyler, hekime başvurarak uygun tedavi planlaması yaptırmalıdır.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/uzmanlardan-bahar-alerjilerine-karsi-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Apr 2025 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/04/uzmanlardan-bahar-alerjilerine-karsi-uyari.webp" type="image/jpeg" length="32753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolog Sayar: Yapay zeka öğretmen değil, öğrenme aracı olmalı]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/psikolog-sayar-yapay-zeka-ogretmen-degil-ogrenme-araci-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/psikolog-sayar-yapay-zeka-ogretmen-degil-ogrenme-araci-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekanın doğru kullanımı, çocukların öğrenme sürecini desteklediğini söyleyen Uzman Psikolog Helin Sayar, bilinçsiz ve sınırlandırılmadan kullanımı, çocukların sorumluluk alma, araştırma ve problem çözme becerilerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, çocuklara yapay zekâyı bir “öğrenme aracı” olarak tanıtmanın ve kullanım sınırlarını ebeveyn-öğretmen iş birliğiyle çizmenin önemine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zekâ teknolojileri eğitimde doğru kullanıldığında çocukların öğrenme süreçlerine büyük katkı sağlıyor. Ancak her ödevde doğrudan yapay zekâya başvurmak, çocukların araştırma yapma, sorumluluk alma, dikkatini toplama ve problem çözme gibi hayati becerilerini köreltebiliyor.</p>

<p>Yapay zekâ doğru kullanıldığında tüm teknolojiyi, doğru kullanıldığında öğrenme sürecini de desteklediğini söyleyen sayar, “Çünkü çocuğun bir ödev yapması sadece öğrenme süreciyle ilgili değil, aynı zamanda çocuğun sorumluluk alma, araştırma, odaklanma gibi becerilerini geliştirmeye yöneliktir. Çocuk bir ödevi yaparken direkt yapay zekaya gidiyorsa, orada aslında yapay zekayı bir çözüm aracı olarak kullanmış oluyor. Ama biz, yapay zekayı bir çözüm aracı değil de daha çok destek aldığımız, yardımcı bir araç olarak görmeliyiz. Bu durumda aslında biz yetişkinlere, ebeveynlere, öğretmenlere çok fazla pay düşüyor. Çünkü bizler çocuklara yapay zekanın nasıl kullanılması gerektiğini öğretmek durumundayız. Çocuklarımızı karşımıza alıp ödevlerini yapma konusunda direkt reddetmemeliyiz. ‘Hayır, yapay zekayı kullanamazsın’ şeklinde bir şey söylememeliyiz. Çünkü yapay zekâ aslında eğitimin bir aracı da olabilir. Aslında doğru kullanıldığı zaman, ebeveyn ve öğretmenler bu sınırları doğru çizdiği zaman çocuğa, ‘Tamam, haydi gel birlikte yapay zekayı da kullanarak yapalım’ diyebiliriz. Ama öncesinde, ödev ile ilgili soru neyse çocukla birlikte ‘Senin bu konuda fikirlerin neler?’ diye sorarak başlamak gerekir. Daha sonra bizim bu konuyla ilgili fikrimiz varsa biz de kendi fikirlerimizi söyleyerek çocuğa destek olalım. Daha sonra soruyu yapay zekaya sorup, yapay zekayı da bir eğitim aracı olarak görüp oradan destek alabiliriz. Ama her seferinde direkt yapay zekaya başvuruyorsa çocuk, bu bir dışsal kaynağa başvurmak demektir. Bu sebeple çocuk, kendi iç kaynaklarını, iç motivasyonlarını öğrenmeye dair kaybetmiş olur. Ve ilerleyen zamanlarda da çocukta özgüven eksikliği, araştırma, odaklanma, dikkatini verme gibi konularla ilgili sorunlar baş gösterir. Deneme-yanılma yoluyla öğrenme de yok olmuş olur. Çünkü çocuğun içsel bir öğrenme motivasyonu kalmamış olur. Artık her seferinde yeni bir öğrenme davranışı geldiğinde bir dışsal kaynağa başvurmuş olur.” ifadelerini kullandı</p>

<p><strong>“öğrenme davranışında dış kaynağa yönelmek, içsel motivasyonu zayıflatıyor”</strong></p>

<p>Her seferinde çocuğa yapay zekayı nasıl kullanması gerektiğini, eğitim ve öğrenme sürecinde bir çözüm aracı değil, sadece bir öğrenme aracı olduğunu gösterilmesi gerektiğini Sayar, ”Az önce de bahsettiğim gibi, eğer her seferinde direkt çocuk bir araştırma ile ilgili yapay zekaya başvuruyorsa, bununla ilgili herhangi bir okuma yapmıyorsa, herhangi bir araştırma yapmıyorsa, bir deneme-yanılma yoluna girmiyorsa, o zaman dediğim gibi çocuk üzerinde bu, problem çözme davranışıyla ilgili olumsuz bir etki yaratmış olur. Yine tekrarlayacağım; bu da ebeveynlere, öğretmenlere ve biz yetişkinlere çok şey düşürüyor. Her seferinde çocuğa yapay zekayı nasıl kullanması gerektiğini, eğitim ve öğrenme sürecinde bir çözüm aracı değil, sadece bir öğrenme aracı olduğunu göstermemiz gerekiyor. Şöyle; internetin günümüzde bazen çok sınırsız kullanıldığını, amacı dışında kullanıldığını görebiliyoruz. Çocuklar ekran bağımlısı olmuş durumda. Ekranla birebir iç içe yaşıyorlar. İzledikleri şeyler, aldıkları oyuncaklar bile artık izledikleri figürlerden oluşuyor. Bunları birazcık daha sınırlı, daha kontrollü kullanmak gerekiyor, amacına uygun kullanmak gerekiyor. Sosyal medyada geçirilen vakitler, çocuklar için her çocuk ve her yetişkin için dikkat dağınıklığına sebep oluyor. Bunun sebebi ise izlediğimiz shorts’lar, reels’lar, kısa kısa videolar. Artık günümüzdeki normal akışa odaklanamıyoruz. Bu dikkati olumsuz yönde etkiliyor. Şimdi, her konuda olduğu gibi yine çocuğu anladığımızı, aslında buna neden ihtiyaç duyduğunu fark ediyor olmalıyız. Farkındalığımız arttığı zaman, desteklerimiz ve bu sınır koymamız daha doğru olduğuna biz çocuğa dışarıda geçireceği sosyal bir alan oluşturmuyorsak, ona bir hobi edindiremiyorsak, bir etkinlik, bir aktiviteye dahil edemiyorsak, akranlarıyla vakit geçiremiyorsak; çocuk yalnızlık duygusuyla beraber tamamen ekrana kilitlenecektir. Ya da çok daha erken çocukluk döneminden beri biz bunu kontrol edemiyorsak, artık çocuk zaten oraya bağımlı olduğu için diğer sosyal aktiviteleri reddediyor olacaktır. Çünkü ekranda vakit geçirmek onun için daha kolay bir noktaya gelmiş olacaktır. Ve çocuğun neden buna ihtiyaç duyduğunu biraz daha fark etmek, bu farkındalığımızı artırmak önemli olacaktır.” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/psikolog-sayar-yapay-zeka-ogretmen-degil-ogrenme-araci-olmali</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Apr 2025 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/04/psikolog-sayar-yapay-zeka-ogretmen-degil-ogrenme-araci-olmali.webp" type="image/jpeg" length="57749"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharda artışa geçen alerjik rinite dikkat!]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/baharda-artisa-gecen-alerjik-rinite-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/baharda-artisa-gecen-alerjik-rinite-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar mevsiminin gelmesi ile birçok alerjik etmene maruz kalan hastalarda çeşitli alerjik hastalıklar ortaya çıkabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların günlük sosyal hayatını ciddi şekilde etkileyen bu problem ile alakalı Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İbrahim Akın konu hakkında önemli bilgiler verdi.</p>

<p>Bahar mevsiminde polen gibi alerjik ajanlara maruziyetin en üst seviyede olduğu zamanlarda alerjik hastalık sıklığında ciddi artışlar olmaktadır. Bu zamanda toplumumuzda saman nezlesi olarak da bilinen Alerjik Rinit, Alerjik Konjonktivit, Alerjik Bronşit gibi hastalıklarda ciddi artışlar olabilmektedir. Bu hastalıklar tek başlarına olabildiği gibi birden fazla hastalığın beraber görüldüğü durumlarla da karşılaşabilmekteyiz. Kulak Burun Boğaz Uzmanları olarak bu mevsimde bizlerin en çok karşısına çıkan hastalık Alerjik rinit olmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Alerjik Rinitte görülen başlıca şikayetler nelerdir?</strong></p>

<p>Alerjik rinit (Saman nezlesi) olan hastalarda şikayet olarak genelde her gün defalarca hapşırık, şeffaf burun akıntısı ve sürekli burun kaşıntısı şikayetleri ön planda olmaktadır. Bu hastalar kendilerini gripmiş gibi hissetmekte bazen ek olarak kulakta ve damakta da kaşıntı hissi de ortaya çıkabilmektedir. Devamlı olan burun akıntısından dolayı hastalar sürekli burun çekmek ve burun temizlemek zorunda kaldıkları için sosyal ortamlarda problem yaşamaktadırlar. Ayrıca burun iç kısmında konka dediğimiz halk arasında burun eti olarak bilinen yapılarda da hipertrofi (şişme-büyüme) olduğu için bu hastalar burundan rahat nefes alma problemi de yaşamakta ve genelde ağızdan nefes alma ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.</p>

<p><strong>Alerjik Rinitte tanı nasıl konulmaktadır?</strong></p>

<p>Öncelikle tanı konusunda uzman bir hekim tarafından konulmalıdır. Alerjik hastalıklar enfeksiyon tabloları ile karışabilmekte yanlış tedavi sonucunda ise ciddi problemler ortaya çıkabilmektedir. Öncelikle ayrıntılı hikayesi alınan hastalarımıza daha sonra ayrıntılı Kulak Burun Boğaz muayenesi yaparak tanı konulmakta ona göre de tedavi başlamaktayız. Bu tür hastalarda birtakım kan ve alerji testleri yapılsa da kendi pratiğimde birçok zaman tanı koymak için bunlara ihtiyaç duymamaktayım.&nbsp;</p>

<p><strong>Bu hastalıkların tedavisinde ne önerilmektedir?</strong></p>

<p>Bu hastalıklarda problemin tek başına, farklı alerjik hastalıklar ile beraber olmasına ve problemin şiddetine göre farklı tedaviler önerilebilmektedir. Genel olarak hastalığa yönelik burun spreyleri, alerjiye yönelik haplar, burun yıkama solüsyonları kullanılmaktadır. Genelde sonbahar-kış mevsimlerinin gelmesiyle şikayetler de ciddi anlamda azalmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Burada yanlış bilinen bir olayın altını çizmek istiyorum. Alerjik rinit dediğimiz saman nezlesinin ameliyat ile bir tedavisi bulunmamaktadır. Sadece nefes alma problemi çok yoğun olan hastalarda nefes alma problemini çözmek için çeşitli müdahaleler yapılabilmekte kaşıntı, hapşırık için yine hastalar ilaç kullanmaya devam etmek zorundadırlar. Bunun dışında bazen şehir değiştiren hastalarda şikayetler kendiliğinden de geçebilmektedir.</p>

<p>Op. Dr. İbrahim Akın,''Sonuç olarak insanların günlük yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyen alerjik hastalıklarda ayrıntılı muayene ve doğru tedavi sonrasında yaşam kalitesinde pozitif değişiklikler olmakta ve bu problemlerin üstesinden gelinmektedir.'' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/baharda-artisa-gecen-alerjik-rinite-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Apr 2025 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/04/baharda-artisa-gecen-alerjik-rinite-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="75935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebekteki bazı sorunlar artık anne karnında belirlenebiliyor]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/bebekteki-bazi-sorunlar-artik-anne-karninda-belirlenebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/bebekteki-bazi-sorunlar-artik-anne-karninda-belirlenebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre gebelik döneminde yapılan taramalar anne- bebek sağlığı açısından önemli ipuçları veriyor ve  gerekli durumlarda erkenden müdahale yapılabilmesine olanak tanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğum öncesinde gerçekleştirilen cfDNA taramaları, anne karnındaki bebeğin genetik bozukluklarını erken tespit etmek amacıyla kullanılan etkili ve zararsız bir yöntem olarak ön plana çıkıyor.</p>

<p>Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Emine Şuheda Atılgan, NIPT testi ile ilgili bilgi verdi.</p>

<p><strong>Genetik bozukluklar erken tespit ediliyor</strong></p>

<p>Gebelik döneminde yapılan tarama testlerinin, anne karnındaki bebeğin sağlığını izlemek açısından büyük önem taşıdığını belirten Atılgan, "Bu süreçte kullanılan cell-free DNA (cfDNA) anne kanında serbestçe dolaşan ve damar yoluyla alınan kan örneklerinden elde edilen bebeğe ait DNA parçacıklarıdır. Cell-free DNA testi ile yapılan taramalar, anne karnındaki bebeğin genetik bozukluklarının erken tespitinde etkin bir yöntemdir. Hamilelik sırasında, fetüsün DNA’sının bir kısmı annenin kan dolaşımındadır. Bu testler, fetüsün DNA'sının küçük parçalarının anne kanında dolaşması prensibine dayanır ve Down sendromu gibi kromozomal anomali risklerini yüksek doğruluk oranlarıyla belirleme imkanı sunar. Cell-free DNA (cfDNA) testi;&nbsp;&nbsp;serbest fetal DNA testi, non-invaziv prenatal test (NIPT) ve hücre dışı/hücresiz DNA testi isimleriyle de bilinmektedir." dedi.</p>

<p><strong>Anne ve bebeği için güvenilir test</strong></p>

<p>Atılgan, "Girişimsel olmayan bir yöntem olan cfDNA taramaları ise hem anne adayı hem de bebek için güvenli bir tercihtir ancak kesin tanı sağlayamaz. Bu nedenle, pozitif cfDNA sonuçları sonrasında kesin sonuç almak için karyotipleme veya mikrodizi analizi gibi girişimsel tanı testlerinin yapılması önerilir. cfDNA kullanımı, invaziv prosedürlerin risklerinden kaçınılmasını sağlar ve erken müdahale ile olası komplikasyonların önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca, anne adaylarına ve sağlık profesyonellerine daha fazla güvence sağlayarak gebelik sürecini daha sağlıklı ve rahat bir şekilde yönetmelerine olanak tanır." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Anne karnında hangi sorunlar belirlenir?</strong></p>

<p>Atılgan, cfDNA testi ile tespit edilebilecek başlıca kromozomal anomalileri şöyle sıraladı:</p>

<p>"Trizomi 21 (Down sendromu): Yüksek doğruluk oranı ile gebeliklerin %99'unu tespit eder ve yaklaşık 1000 gebelikte 1 veya 2 yanlış pozitif sonuç verir.</p>

<p>Trizomi 18 (Edwards sendromu) ve Trizomi 13 (Patau sendromu): Bu anomalilerin tespiti %90-95 doğruluk oranına sahiptir. Yanlış pozitif oranlar %0.1-0.2 düzeyindedir.</p>

<p>Cinsiyet Kromozomu Anomalileri: Bu anomaliler her 400 bebekten birinde görülür ve tespit oranı otozomal trizomilere göre biraz daha düşüktür."</p>

<p>Fetal fraksiyonun, annenin kanındaki serbest fetal DNA oranını ifade ettiğini ve NIPT testinin doğruluğu için yeterli düzeyde olmasının kritik olduğunu ifade eden Atılgan, "Düşük fetal fraksiyon güvenilirliği etkileyebilir. Gebeliğin erken dönemlerinde, fetal fraksiyonun düşük olma olasılığı nedeniyle, NIPT testinin gebeliğin 10. haftasından itibaren yapılması önerilmektedir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Atılgan, "Ayrıca, aşağıdaki durumlar NIPT testinde yetersiz sonuca neden olabilir: Obezite nedeniyle düşük fraksiyon oranlarının daha yüksek olması. Bazı aneuploidilerin düşük fetal fraksiyon ile ilişkilendirilmesi. Gebeliğin 20. haftasından önce düşük moleküler ağırlıklı heparin kullanımı. Tüp bebek yoluyla gebe kalma (IVF). İkiz gebeliklerde her fetüs başına düşen fetal fraksiyonun daha düşük olması."</p>

<p><strong>En hassas tarama testi cfDNA’dır</strong></p>

<p>Gebelikte tespit edilen kromozomal anormalliklerin yüzde 71’ini oluşturan trizomiler için en hassas tarama testinin cfDNA olduğunu aktaran Atılgan, cinsiyet kromozomu anomalileri tespitinde ise, otozomal trizomilere göre daha düşük hassasiyet ve daha yüksek yanlış pozitif oranı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Atılgan, "cfDNA ile trizomi 21 taraması yaptıran hastalar genellikle trizomi 18 ve trizomi 13 taraması da yaptırır. Ayrıca cinsiyet kromozomu için de tarama yaptırabilirler. Cinsiyet kromozomlarındaki bozuklukların belirtileri değişkendir ve bazı durumlarda tedavi seçenekleri erken çocukluk döneminde daha etkili olabilir. Bu nedenle, cinsiyet kromozomu anomalileri taramasında özel dikkat gereklidir."</p>

<p><strong>NIPT testini hangi anne adayları yaptırmalı?</strong></p>

<p>"NIPT&nbsp;&nbsp;testi tüm gebeliklerde tarama testi olarak kullanılabilir, ancak bazı durumlarda yaptırılması özellikle önerilir." diyen Atılgan, şunları ekledi:</p>

<p>35 yaş ve üzeri gebelikler.</p>

<p>Ailede genetik bir hastalık veya kromozomal anomali öyküsü bulunan gebeler.</p>

<p>Daha önce kromozomal bir anomalisi olan bebek doğurmuş anneler.</p>

<p>Ultrason taramasında fetal anomalilere dair bir işaret görülen gebelikler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüp bebek gibi yardımcı üreme teknikleriyle gebe kalanlar.</p>

<p>Tekrarlayan düşük öyküsü olanlar."&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/bebekteki-bazi-sorunlar-artik-anne-karninda-belirlenebiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Apr 2025 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/04/bebekteki-bazi-sorunlar-artik-anne-karninda-belirlenebiliyor.webp" type="image/jpeg" length="48316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan halk sağlığına yeni bir adım: Sağlıklı Hayat Akademisi]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/saglik-bakanligindan-halk-sagligina-yeni-bir-adim-saglikli-hayat-akademisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/saglik-bakanligindan-halk-sagligina-yeni-bir-adim-saglikli-hayat-akademisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) programı, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun katıldığı online toplantısıyla başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa’da Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) programının ilk dersi Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun katıldığı online toplantıyla başladı.</p>

<p>Sağlıklı Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) programı, Türkiye genelinde eş zamanlı olarak yürütülürken Bursa’da bulunan 13 Sağlıklı Hayat Merkezi'nde vatandaşların yoğun katılımıyla ilk eğitim gerçekleştirildi.</p>

<p>&nbsp;Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) programının amacının toplum sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak, sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmak ve sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmak olduğunu belirtti.</p>

<p>Eğitimlerin 13 modülden oluştuğunu ve kanser taramaları, akılcı ilaç kullanımı, bağımlılıkla mücadele, fiziksel aktivite ve doğru egzersiz, ruh sağlığı, sağlıklı beslenme gibi birçok konuda eğitimlerin verileceğine dikkat çeken Çetin, tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerinde ücretsiz yürütülen programa davet etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/saglik-bakanligindan-halk-sagligina-yeni-bir-adim-saglikli-hayat-akademisi</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Apr 2025 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/04/saglik-bakanligindan-halk-sagligina-yeni-bir-adim-saglikli-hayat-akademisi.webp" type="image/jpeg" length="82344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gerçek narsist kimdir?]]></title>
      <link>https://www.ajansmalatya.com/gercek-narsist-kimdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajansmalatya.com/gercek-narsist-kimdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda narsistik kişilik bozukluğu, popüler kültürde sıkça konuşulan bir konu haline geldiğini belirten uzmanlar, insanların birbirlerini sıklıkla ‘narsist’ olarak itham ettiklerini söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin narsistik özelliklere sahip olduğunu ancak bu durumun hemen bir kişilik bozukluğu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, son yıllarda popüler kültürde sıkça konuşulan bir konu haline gelen narsistik kişilik bozukluğu hakkında açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Herkesin narsistik özellikleri var!</strong></p>

<p>Narsistik kişilik bozukluğunun son dönemde popüler ve magazinsel bir hale geldiğini dile getiren Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bir narsist endüstrisi olduğunu düşünüyorum. Bu konuyla ilgili birçok paylaşım yapılıyor. Herkes birbirine ‘partnerim narsist, annem narsist, babam narsist’ gibi söylemlerle narsist yaftası yapıştırıyor.” dedi.</p>

<p>Herkesin narsistik özellikleri olduğuna dikkat çeken Zorbozan, “Narsisim dediğimiz şey kişinin kendi çıkarlarını ön planda tutarak egosunu beslemesinin bir anlamda psikolojik ismi. Dolayısıyla herkesin narsistik özellikleri var. Ancak bir insana kişilik bozukluğu tanısı koyulabilmesi için bu narsistik özelliklerin ergenlik döneminden beri hayatında olması, bütün ilişkilerinde, sosyal ilişkilerinde, akademik ilişkilerinde işlevselliğini bozması, tekrarlayan sorunlara sebebiyet vermesi gerekiyor.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Narsistlerin en önemli özelliği başkalarını kolayca kullanabilmeleri ve empati yeteneklerinin olmayışı</strong></p>

<p>Narsistik kişilik bozukluğunun her 100 kişiden 1’inde görülen bir kişilik bozukluğu olduğunu aktaran Dr. Emine Yağmur Zorbozan,&nbsp;&nbsp;“Ancak teşhisi koymak psikiyatri hekimlerinin işidir. Narsistik özelliği olmayan insan yok. Narsistik özellikler aslında bizi hayatta var eden şeyler. Çünkü kişi önce kendisine faydalı olacak ki sonra etrafına, çocuklarına, ailesine, topluma faydalı olabilsin.” dedi.</p>

<p>Narsistik kişilik bozukluğuna sahip insanların en önemli özelliğinin ise kendi çıkarları için başkalarını kolayca kullanabilmeleri ve en önemli kişilik özelliklerinin de empati yeteneklerinin olmayışı olduğuna vurgu yapan Zorbozan, “Bir insana narsistik kişilik bozukluğu tanısı koyabilmek için en önemli kriter bu insanın non-empatik olmasıdır. Aynı zamanda sürekli başkaları tarafından kıskanıldıklarını düşünürler. Paranoid bir tutumları olabilir ve sürekli pohpohlanma, değer görme ihtiyaçları vardır. Eğer değer görmüyorlarsa, istedikleri geri dönüşü alamadılarsa saldırgan olma, aşağılayıcı tutumlara girme gibi özellikleri olabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Narsistik kişilik bozukluğunda, içgörü oranı düşük oluyor…</strong></p>

<p>Narsistik kişilik bozukluğunun en temel tedavisinin uzun süreli psikoterapiler olduğunun altını çizen Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu psikoterapilerde yüzleştirme teknikleri, birtakım davranışsal öneriler gibi teknikler kullanılabiliyor. Depresyon gibi farklı hastalıklar da eşlik ediyorsa hastalar ilaç tedavisinden de fayda görür.” dedi.</p>

<p>Narsistik kişilik bozukluğu olan kişilerin tedaviye genellikle orta yaşlarının başlangıcında geldiklerini dile getiren Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Hayatlarında ciddi anlamda kayıplar verdikleri zaman patolojileriyle yüzleşebiliyorlar. İş hayatları, evlilikleri yolunda gitmiyor, çocuklarıyla araları açılmaya başlıyor ve bir şekilde bir kayıp yaşıyorlar. O kayıp için kendilerini değiştirmek amaçlı değil de genellikle yas tutmak amaçlı terapistlere başvuruyorlar.</p>

<p>Narsistik kişilik bozukluğu, içgörü oranlarının düşük olduğu bir kişilik bozukluğudur. Ancak eğer kişide böyle bir patern sezinlediysek onu incitmeden, tedaviye olan bağını koparmadan bir takım ufak yüzleştirmelerle sürece girebiliyoruz. Eğer kişi gerçekten düzelmeyi istiyorsa bütün narsistik özellikleri ondan koparamasak da en azından işlevselliğini toparlayabiliyor, daha uzun süreli sağlıklı ilişkiler yaşamasını sağlayabiliyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ajansmalatya.com/gercek-narsist-kimdir</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Apr 2025 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajansmalatyacom.teimg.com/crop/1280x720/ajansmalatya-com/uploads/2025/04/gercek-narsist-kimdir.jpg" type="image/jpeg" length="69081"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
