Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) dünyayı şereflendirmesinden hemen önce insanlık akıl almaz bir karanlığın ortasındaydı. Cahiliye devri dedikleri o dönemde ne adalet kalmıştı ne de insaf... Güçlü olanın zayıfı ezdiği, kız evlatlarının diri diri toprağa verildiği, putperestliğin ve ahlaki çöküşün hayatı esir aldığı zifiri bir tablo vardı. Dünya, kendisini bu bataklıktan çıkaracak o mübarek nuru bekliyordu.
Nitekim Rebiülevvel ayının 12. gecesi beklenen o kutlu an geldi ve Kainatın Efendisi Peygamberimiz (s.a.v.) dünyayı teşrif etti. O’nun doğduğu gece kainatta eşi benzeri görülmemiş mucizeler yaşandı: Kisra Sarayı’nın burçları bir bir yıkıldı, asırlardır hiç sönmeyen Mecusi ateşleri bir anda söndü, Save Gölü’nün suları çekildi. Bütün bu alametler, batılın artık hükmünün bittiğini ve hakkın aleme hakim olacağını gösteriyordu.
Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de "Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik" (Enbiya, 107) ayetiyle bildirdiği Yüce Peygamberimiz, insanlığa kurtuluş yolunu açtı. Hz. Âdem’den Hz. İsa’ya kadar bütün peygamberlerin getirdiği o ilahi mesaj O’nunla tamamlandı ve Allah katında tek hak dinin İslam olduğu (Âl-i İmrân, 19) ilan edildi. Peygamberimiz (s.a.v.); kutlu vahyinin yanında Hadis-i Şerifleri ve Sünnet-i Seniyyesi ile yalnız Arap Yarımadası’nı değil, kıyamete kadar gelecek bütün alemleri aydınlattı.
O’nun ahlakı, bizzat yaşayan bir Kur’an’dı. En zor zamanlarda bile dürüstlüğünden, merhametinden ve adaletinden taviz vermeyerek insanlığa en mükemmel örnek (Üsve-i Hasene) oldu.
Bu vesileyle, Efendimizin (s.a.v.) izinden gitmeyi ve O’nun sünnetini hayatımıza aktarabilmeyi temenni ediyorum. Mevlid Kandiliniz mübarek olsun; bu gecenin ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa huzur, bereket ve hidayet getirmesini dilerim.