Türkiye’de son yıllarda üzerine en çok gidilen, her gün yeni bir yönetmelikle köşeye sıkıştırılan ama bir türlü gerçek bir statüye kavuşturulmayan bir meslek grubu var: Emlak Danışmanları. Bugün bir dükkan açıp "Ben emlakçıyım" demek, sanıldığı gibi bir tabela asmaktan ibaret değil. Maliye kaydı yetmiyor, Esnaf Odası yetmiyor, Emlakçılar Odası yetmiyor. Üzerine bir de MYK Belgesi, Taşınmaz Ticareti Yetki Belgesi derken, bürokrasi adeta bir duvar gibi esnafın karşısına dikiliyor. Peki, bu kadar belgeyi toplayan esnafın hali ne?
Masraf Kalemleri Dudak Uçuklatıyor
Gelin, bir emlak ofisinin sadece "ayakta kalabilmek" için ödediği aylık bedellere bir bakalım:
İlan Platformları: Aylık 50.000 TL’ye dayanan ilan ücretleri. Emlakçı ilan vermezse vitrini yok demektir, ama bu rakamlar artık sürdürülebilir değil.
Sabit Giderler: Kira, personel sigortası, muhasebe ve kırtasiye derken daha siftah yapmadan 70-80 bin TL borçla aya başlanıyor.
Akaryakıt ve Araç: Müşteri gezdirmek, portföy bakmak lüks değil zorunluluk; ancak bugünün benzin fiyatlarıyla bu bir "servet" harcamasına dönüştü.
Sahipli Ama Sahipsiz Meslek
Kasabı, manavı, marketi kendi işini yaparken bu kadar belge yağmuruna tutulmazken; emlakçı her gün yeni bir "vergi" veya "yetki" sınavıyla karşı karşıya. İşin en acı kısmı ise şu: Sektörün gerçek sahipleri (odalar ve birlikler) sadece aidat toplarken aslan kesiliyor, ancak Meclis’te emlakçının hakkı yenirken sessiz kalıyor.
Bir yanda devlete vergisini veren, sigortasını yatıran, belgesini alan profesyonel emlakçı; diğer yanda ise hiçbir sorumluluğu olmadan "sahibinden" adı altında kafasına göre piyasayı manipüle eden kayıt dışı ilanlar... Bu haksız rekabet değil de nedir?
Sonuç: Emlakçı Eziliyor, Sektör Kan Kaybediyor
Emlak sektörü, ekonominin lokomotifidir. Ancak lokomotifi bu kadar ağır yüklerle, sabit vergilerle ve bitmek bilmeyen bürokrasiyle yormaya devam ederseniz, o tren bir gün raydan çıkar. Emlakçı bir darphane değil, evini geçindirmeye çalışan bir esnaftır.
Resmiyet adı altında bu mesleği ezmekten vazgeçilmeli; odalar ve bakanlıklar, emlakçıyı sadece bir "gelir kapısı" olarak görmeyi bırakmalıdır. Aksi takdirde, dürüst esnaf kepenk kapatırken piyasa tamamen "ayakçı" tabir edilen kayıt dışı ellere kalacaktır.
Next